İnsan doğasının sınırları vardır. Yüklü acılara, neşeye ve kedere dayanabilir ancak bu ölçü geçildiği anda yok olur. Sorun bir insanın güçlü ya da zayıf oluşu değil, acılarının ölçüsüne katlanıp katlanamadığıdır. Bu acı ruhsal ya da fiziksel olabilir ve bence kendine zarar veren bir adama korkak demek, hastalıktan ölen bir adama korkak demek kadar saçmadır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dünya tüm saçmalıklarla dönüp duruyor ve insanlar sırf başkalarının fikirlerine olan saygılarından, kendi dileklerini ve isteklerini düşünmeden, paranın, onurun ve diğer gösterişlerin peşinden koşuyorlar. Bu tam bir ahmaklık!
Söylediklerine göre, Bonona taşını güneşe koyduğunda, güneş ışınlarını içine çeker ve sonra taş, karanlıkta kaldığında da etrafını aydınlatmaya devam edermiş. Benim durumumda da bu taş, yardımcım oldu. Charlotte'un gözlerinin, adamın yüzünde, yanaklarında ve kıyafetlerinde dolaşmış olması, adamı benim için inanılmaz derecede değerli kıldı. Öyle ki, o anda binlerce taht verseler, o adama değişmezdim. Onun varlığı beni çok mutlu etti! Bana gülme Wilhelm. Mutluluk bir kandırmaca mı dersin?
Wilhelm, kalplerimizdeki sevgi olmasa, dünyanın ne anlamı olurdu? Işıksız olsa, sihirli bir fenerin ne anlamı kalır? İçindeki alevi tutuşturmalısın ki beyaz duvarlar aydınlansın.