Aylin çoğumuzdan -neredeyse hepimizden- farklı bir kişilik. Göremediğimiz hatta belki ifade bile edemediğimiz toplumsal iplerimiz yokmuşçasına davranan özgür bir ruh. Kitabın sonuna kadar saymakta zorlandığım kadın erkek ilişkilerinin yürümemesinin sebebi yalnızca onun kendisi. Okurken keyif almaktan çok sinir oldum aslına bakarsanız, hatta ileride çocuklarımın okumasını tercih etmeyeceğim bir kitap olarak kütüphanemde kalacak.
Dikkat! Aşağısı spoiler içerebilir.
---———--------——--------------
Örnek bir hayat hikayesi olarak gösterilen bu kitap bana kalırsa, hayattaki tek(!) başarısı bilmem kaç yaşında doktor olabilmesi olan ama yürütemediği kadın erkek ilişkileri, mantıksız hareketlerle hayatını mahvetmesi, mişel gibi bir adamı (kocası oluyor bir de) bir hiç uğruna resmen kendinden kovalaması, hiçbir şeyden tatmin olmayıp sürekli sıkılıp küçük şımarık bir kız çocuğu gibi yenilikler peşinde koşması ve bunu yaparken asla arkasında bıraktıklarına bakmaması ve her seferinde daha da mutsuz olması, bir dönem geçirdiği kendinden yaşlı erkeklerden (dedesi yaşında olacak ama) haz alma ve onların ilgisini çekme çabası, aşırı kötü giden bir evliliği sırasında başka bir adamdan bir mağazanın soyunma kabininde hamile kalmayı becerebilmesi, tıp okurken ki öğrencilik hayatında hiç etik olmayan bir şekilde fizik asistanı mıydı neydi bir nevi hoca işte onunla birlikte olması ve evlenmesi ve okul bittikten sonra evlilik sanki çocuk oyuncağı yada çıkar ilişkisiymiş gibi çat diye ayrılmalar, bir kocasından çocuk sahibi olabilmek uğruna din değiştirebilmesi ancak bir çocuğa da sahip olamaması, partide gördüğü bir adama yamanmaya çalışırken o adam evli dediklerinde bana ne modunda olması ve gerçekten o adamla ilişki kurmasından ibarettir. Bunların hangisi örnek teşkil ediyor merak
İşte ben böyleyim: Kısacık bir an için dahi olsa kendimden memnun olmuşsam telaşla duruma el koyar, göz açıp kapayıncaya kadar kendimi haksız çıkarmanın yollarını ararım.
Arkadaşlar dünden beri yani haberi okuduğum ve iğrenç resimleri gördüğümden beri düşünüyorum.Hastalıklı zihinlerle, kişilerle ilgili, insanlara zarar veren kişilerle ilgili özellikle bu konunun zirvesi malumunuz seri katillerdir çok fazla kitaplar okudum ve belgeseller izledim.Tek bir ortak paydada buluşuyor tüm bu yaşananlar: Hastalıklı kişiler(hastalıklı diye belirttiğim bu arada psikolojik olarak insanlara zarar veren modellerden bahsediyorum daha uygun bir kelime bulamadım.) hastalıklı yani topluma zarar veren insanların oluşmasını sağlıyor. Özgecan Aslan olayı mesela. Katili Suphi nin babası da annesinin belirttiğine göre psikopat ve o tarz konulara meyilli bir adamdı. Bu konuda daha fazla örnek verebilirim.Safi iyiliğin çocuklara öğretilmesi gerek.Ama nasıl? Merhametin öğretilmesi gerek çocuklara..Çocuklar sadece bunu bile öğrense bunları büyüyünce yapmaz..Çok okuyan biri olarak idamı savunmak nasıl bir dilemmaya sürükleyecek beni bilemiyorum.Kökten çözüm sadece 1 şahsın bir daha temizlenmesini sağlayacak.Ama bizim amacımız sadece 1 kişiden mi kurtulmak? Hayır.Tüm insanlığın kurtulması için Sosyal Hizmetlerin, Psikolojik Desteklerin özellikle daha halk nazarında aktif kullanılması lazım.Belli bir zarar verebilecek potansiyel eşiğinin üstünün sokaklarda rahat rahat gezmemesi lazım.Bu bir denetim mekanizması haline dönüşebilmeli.Bir baba kızının gözü önünde annesinin kafasını kesiyor.Baba cezaevine, anne mezara, o masum kızımızda topluma karışıyor. Yani 1 idam diyoruz. 1 pislikten kurtulma diyoruz.Tamam iyi. Ama bakın görün ki 1 tanede psikolojisi bozuk insan daha eklenmiş toplumumuza. Ayrıca bu Elmalı Davası ile ilgili şunu söylemek istiyorum. 6 ve 9 yaşlarında iki çocuk bir çizim yapıyor.Adli Tıp çocukların dedikleriyle paralel yani istismar doğru şeklinde bir