Yalancılıktan mazeret aramaya gelince, bunamanın hâfızadan başladığını herkes unutur. Hatta sahicilerinde bile hâfıza rezaletleri en kolay itiraf edilen zaaflar arasındadır. La Rochefoucauld'yu burada da hatırlamak mümkün değil: “Herkes hâfizasından şikayet eder, muhakemesinden şikayet eden yoktur”.
Kanlı kavgalara lüzum yok. His münasebetlerinde, halkla bizim aramızdaki fark budur. Halk sevginin veya alâkanın objesini ortadan kaldırmakla meseleyi kestirme halledeceğini sanır ve sevdiğini öldürür. Biz meselenin dışarıda değil, içimizde halledilebileceğini daha çok anlarız. Çünkü dâvâ yalnız sevgili ile kendimiz arasında değil, hattâ senin meselende olduğu gibi hiç değil, asıl dâva kendimizle kendimiz arasındadır. Sevgiliyi dışarda öldürmek neye yarar? İçimizde yaşadığı müddetçe, biz sadece bir şeklin kaatili olmakla kalırız. Onu içimizde öldürebilmeliyiz. Unutmak budur.