Uzun zamanlardan beri nasıl aldanabildin? Böyle bir hâdise içeriği bile, senin toz zerreleri içindeki şifreler bile mânâlandıran anlayışın, gerçek Merali kat kat aşan bir hayale çevrilmekten niçin alıkoyamadı? Bu bir aldanmak ihtiyacı ise, hayal kırıklığı daha hafif ve senin tarafınızdan idealleştirmeye daha lâyık mevzular bulamaz mıydın? Bu, eski ruh meselelerini yeni bir tecrübenin ışığında yoklamak ihtiyacı ise, daha lâyık meseleler yok muydu?
Canım, biz işte o anların içinde varlığımızın imtihanını geçiririz. O anlarımızın içinde varız veyahut yokuz. Şahsiyetimiz orada bütünleşir ve tam dolgunluğu içinde genişlikleri karşılar. Sürüklenirsek hiçiz, dayanırsak varız. Çünkü saman çöpü değiliz. Sen o kadar iradesiz misin, şahsiyetsiz misin?
Niçin böylesin? Neden beni en yüksek emellerimden en çirkin arzularıma kadar, iki benliğimin müşterek bütünü ve tam gerçekliğini içinde kabul edemiyorsun, Samim? Niçin beni hep ikiye bölünüyorsun? Ve kendi kendimle mücadeleye mecbur ediyorsun? Ne olur işte, böyle, sana buhranlarımın bütün çıplaklığı içinde görünsem, dökülsem, hiçbir korku duymasam senin fikirlerinden. Senin o affetmez kanunlarından. O hiç mevcut olmadığı halde, aramızda bu memleketten ve bu dünyadan daha fazla mevcut Simeranya'dan.
Cinsi olmayan bir aşk, bize, benliğimizi aşmayı ve sevgilimizin şahsiyetine dalarak, başka bir insanda sosyal ve evrensel ilk merhalesini yaşamayı gösteren bir yükseliştir.