Çarşısıyla, eviyle, camisiyle, gördüğümüz bu kâbustan uyanmanın bir yolunu bulmalıyız. Yoksa kurduğumuz bu kentler bizi kendilerine benzetecekler ve bu tefekkürsüz, teemmülsüz, zevkten nasipsiz kurgu, bütün bu olumsuz resme rağmen onlarca hadisede kıymetine şahit olduğum bizim çok değerli insan kumaşımıza zarar vermeye başlayacak.
Şu dünyada insan olmaktan başka bir vazifemiz yok. İnsan olabildikçe, insan olmanın ne olduğuna dair de güçlü bir şuur kazanacağız. Bu şuur başka insanlara bakışımızda önümüzü aydınlatacak. Başka insana duyduğumuz hürmet, bizim hürmete layık oluşumuzda temellenecek. Hürmet görebilmek için değil, hürmet görmesek bile cevherimizin hürmete layık olması bakımından hürmet gösteriyor olacağız. Hürmet göstermenin, karşımızdakini yücelten bir şey olmak yerine, bizi yüce kılan, bizim insan olmaya dair şuurumuzu keskinleştiren bir şey olduğunu anlayacağız.