Bir dakika sonra başını kaldırıp Dunworthy'ye baktı, yüzü de ifadesizdi. Dunworthy ümitsizce, çok geç kaldım, diye düşündü. Üzerinde kanlı gömlekle, etrafı mezarlarla çevrili halde duran kıza baktı. Onu çoktan çarmıha germişlerdi.
- "Cennete dön," dedi, "ve ızdırap içindeki ruhum için, buradaki zamanımın uzamaması için dua et."
Izdırap içindeki ruhum. Sanki Tanrı ona buradakinden daha fazla ızdırap çektirecekmiş gibi.