Okurken, duygusal anlamda pek çok noktada kesiştiğim kitap. Ben de eski meslek çevremdeki insanlara böylesine uzaktım, onlara bu kitaptaki kahramanın hissettiği kadar yakın hissedebiliyordum ancak. Yani 0 yakınlık. Bu yönden ve kahramanın içindeki duygusal boşluk bakımından çok benzerlik buldum kendimle. Bu konuda, kahramanla kesinlikle özdeşleştim. Kadınlar karmaşıktır :)
Bir başka yönden bakınca ise inanılmaz uzak ve yabancı buldum eseri: Tropik ülkeler, deniz ve yabancı insanlar. İlk ikisi hiç sevmediğim şeyler olduğu için bazı sayfalarda sıkıldım. Yüzmek, deniz, dans... Kahraman dışında herkesin yabancı olması... Sanki yabancı bir yazarın Türkçeye çevrilmiş bir kitabını okuyorum hissi uyandırdı. Kara insanıyım, bozkır çocuğuyum ben, bazen "Bana ne Karaipler'deki sahillerden." dediğim oldu. Ama bu haksız bir eleştiri tabii, sonuçta romanın mekânı orası, kişileri onlar.
Üsluba gelince... Ki benim için en önemli eleştiri noktasıdır. Kesinlikle bir "ilk roman" üslubu olmadığını, çok usta bir romancı üslubu sezdiğimi söyleyebilirim. Çok beğendim. Yazarın diğer eserlerini de okuyacağım bu anlamda. Umarım onlarda, aradığımı daha çok bulabilirim. Editörlük anlamında ise gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kaçıncı baskısına ulaşan bu kitap, kusursuza ulaşmalıydı.
Aslı ErdoğanKabuk Adam
Birçok insan, orada kimse yokken sesler duyar. Bazılarına deli denir ve bütün gün duvara dik dik baktıkları odalara kapatılırlar. Diğerlerine de yazar denir ve hemen hemen aynı şeyi yaparlar.
Ray Bradbury
Birçok insan, orada kimse yokken sesler duyar. Bazılarına deli denir ve bütün gün duvara dik dik baktıkları odalara kapatılırlar. Diğerlerine de yazar denir ve hemen hemen aynı şeyi yaparlar.
Ray Bradbury