Demet Satı

"Orada, şatonun en üst katında, sağ kulesinde, herhalde bize gezdirmeyi akıllarına bile getirmeyecekleri, belki gerektiği gibi gezemeyeceğimiz, -zaten denemek için pek neden yok- fakat Nadja'ya göre, örneğin Saint-Germain'de bilmeye ihtiyaç duyacağımız her şeyin olduğu bir oda var."
Sayfa 94·Kitabı okudu
Reklam
"Biliyorum ki Nadja için, daha varmak istemenin bile bu kadar nadir ve bu kadar haddini bilmezlik olduğu bir noktadan bu yola çıkş, gönüllü olarak son saldan çok uzakta kendimizi mahvettiğimiz anda yardıma çağırmanın âdet olduğu her şeyi, hayatın sahte ama hemen hemen direnilmez telafilerini oluşturan her şeyi, nazarı itibara almaksızın gerçekleşiyordu."
Sayfa 94·Kitabı okudu
"Önümüzde bir fiskiye var, fişkıran suyun çizdiği eğriyi izliyor gibi görünüyor. «Bunlar senin düşüncelerin ve benimkiler. Bak, hepsi nereden çıkıyor, nereye kadar yükseliyor ve düşerken ne kadar daha güzel oluyorlar. Sonra hemen eriyiveriyorlar, aynı kuvvetle baştan başlıyorlar, yeniden aynı yarı yolda kırılan fişkırış, aynı düşüş... ve sonsuza dek böyle gidiyor.» "
Sayfa 74·Kitabı okudu
"Günde on yedi frank öneren bir fırıncı, başını kaldırıp yüzüne bir kez daha baktıktan sonra önerisini düzeltmiş: on yedi veya on sekiz. Nadja neşeli: "Ona şöyle dedim: on yedi, evet; on sekiz, hayır." "
Sayfa 61·Kitabı okudu
"Bu mümkün mü? Bir insanla bu kadar uzun zaman yaşamış, onu gözlemlemek için tüm fırsatlara sahip olmuş, en küçük fiziksel ve diğer özelliklerini keşfetmeye özellikle çalışmış olup da sonunda onu bu kadar az tanımış olmak?.."
Sayfa 57·Kitabı okudu
Reklam