Andre Breton

Andre Breton

Yazar
8.5/10
23 Kişi
·
66
Okunma
·
24
Beğeni
·
2.739
Gösterim
Adı:
Andre Breton
Unvan:
Fransız Yazar, Şair, ve Gerçeküstücü Kuramcı
Doğum:
Fransa/normandiya, 1896
Ölüm:
Fransa, 1966
André Breton (d. 19 Şubat[1] 1896 – ö. 28 Eylül 1966) Fransız yazar, şair, ve gerçeküstücü kuramcı, Gerçeküstücülüğün babası olarak tanınır. 1924 yılında yayınlanan Gerçeküstücü Manifesto'su ile psikolojik çözümlemeler içeren otonom yazı tekniğini edebiyat dünyasına tanıtmıştır.
Normandiya`da doğdu, tıp ve psikiyatri okudu. I. Dünya Savaşı sırasında bir nöroloji koğuşunda çalıştı. Burada antisosyal davranışlarıyla geleneksel sanat anlayışlarına karşı çıkan Alfred Jarry ve Jacques Vaché ile tanıştı. Onların düşüncelerinden etkilendi. Jacques Vaché 24 yaşında kendini Seine nehrine atarak intihar etti. Vaché`nin savaş sırasında Breton ve başkalarına yazdığı mektuplar Savaş Mektupları adı altında 1919`da yayınlandı. Bu kitap üzerine Breton`un yazdığı dört adet deneme bulunmaktadır.
1919 yılında Louis Aragon ve Philippe Soupault ile birlikte Edebiyat(Littérature) adlı dergiyi kurdu . Bu yıllarda Dadaist Tristan Tzara ile bağlantıya geçti. 1924 yılında Gerçeküstücü Araştırma Bürosunu`nun kurucu öncülerinden oldu.
Manyetik Çayırlar (Les Champs Magnétiques) kitabı ile otomatik yazı tekniği`ni pratiğe döktü. 1924 yılında Gerçeküstücü Manifesto`yu yazdı ve Gerçeküstü Devrim dergisinin editörü oldu. Etrafında — Philippe Soupault, Louis Aragon, Paul Éluard, René Crevel, Michel Leiris, Benjamin Peret, Antonin Artaud ve Robert Desnos gibi genç yazarlardan bir topluluk oluşması zaman almadı.
Arthur Rimbaud`nun özgür sanat anlayışını ve Karl Marx`ın politik düşüncelerini birleştirmek için sabırsızlanan Breton 1927`de Fransız Komünist Partisi`ne katıldı. 1933`te partiden atıldı. Bu süre içerisinde geçimini kendi sanat galerisinde sattığı tablolarla sağladı.
Breton`un öncülüğünde gerçeküstücülük tüm Avrupa`da ses getiren bir sanat anlayışı oldu ve döneminin tüm sanat dallarını etkiledi. Bu dönemin ürünü olan eserlerde insanın algısının kökenleri ve insanın etrafındaki olaylara bakış açısı sorgulandı.
1938 yılında Fransız hükümetinden aldığı kültürel komisyon ile Meksika`ya gitti. Bu Breton`a Troçki ile tanışma fırsatı sağladı ve beraber Devrimci, Özgür Bir Sanat İçin (Pour un art révolutionnaire indépendent) adlı manifestoyu yazdılar. Manifesto Breton ve Diego Rivera`nın isimleriyle yayınlandı ve o dönemlerde imkânsız gibi gözüken sanatta tam özgürlük çağrısı yapıldı.
Fransız hükümetinin çalışmalarından memnun olmayan Breton 1941`de Amerika Birleşik Devletleri`ne ve Karayip`e sığındı. Burada yazar Aimé Césaire ile tanıştı. Césaire'in Memleket`e Dönüş Defteri(Cahier d'un retour au pays natal) adlı kitabının 1947 baskısının özsözünü yazdı. Breton Paris`e 1946`de geri döndü ve Fransız sömürgeciliğine karşı 121`in Manifestosu`nu yazdı. Bu manifestoda Cezayir Kurtuluş Savaşı`nı ele aldı ve ölene kadar bu konuda çalışmalarını sürdürdü. 1961-1965 yılları arasında ikinci bir gerçeküstücü grubun öncüsü olarak çeşitli sergi ve incelemelerde bulundu. 1959 yılında İspanya`da Gerçeküstücülüğe Saygı adlı bir sergi düzenledi. Bu sergide Salvador Dalí, Joan Miró, Enrique Tábara ve Eugenio Granell gibi ünlü sanatçıların eserlerine yer verildi.
Kitapları arasında durum öyküleri olan Nadja (1928) ve Çılgın Aşk(L`Amour Fou) (1937) bulunmaktadır.
Breton üç kere evlendi;
İlk eşi Simone Kahn.
İkinci eşi Jacqueline Lamba.
Üçüncü ve son eşi Elisa Claro.
André Breton 1966`da, 70 yaşındayken öldü. Mezarı Paris`tedir.
Dünyanın iyi bir kitapla değil, cennetin veya cehennemin güzel bir reklâmıyla son bulacağını öne sürecek kadar ileri gitmiştim.
152 syf.
·Beğendi
*Gerçeklerin Üstüne *

Herkesin kendine yakın gördüğü bir akım vardır yada görüşlerini az buçuk beğendiği de diyebiliriz.Ve tabi kendi nezhimde ben Sürrealist takılan biriyim.

Peki nedir bu Sürrealizm?

Kelime anlamı olarak gerçeküstücülük demektir.Gerçeküstücülük akımı, gerçek dışı anlamında değil aksine gerçeğin insandaki iz düşümü şeklinde bir yaklaşımdır. André Breton öyle bir manifesto hazırlamış ki kitaba ilk sayfalarından itibaren hayran olmamak elde değil. Andre Breton'a göre gerçeküstücülük, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur.  Andre Breton'un yanısıra P. J. Jouve, Pierre Reverdy, Robert Desnos, Louis Aragon, Paul Eluard, Antonin Arnaud, Raymond Queneau, Philippe Soupault, Arthur Cravan, Rene Char gerçeküstücülük akımının önemli isimleridir. Ve tabiki ünlü tabloları ile tanıdığımız müthiş Salvador Dali.

Ve yazarımız Breton der ki:

"Gerçeküstücülük, ister söz, ister yazı ile ya da başka bir yolla, düşüncenin gerçek işleyişini ortaya çıkarmak içim başvurulan, içinden geldiği gibi yazma yöntemidir. Bu, aklın denetimi olmaksızın (rüyada olduğu gibi) her türlü estetik ve ahlak kaygısı dışında düşüncenin yazılışıdır". 

Mutlaka okunması gereken bir bildirge ve sitede az okunmasına üzüldüm.
Sınırları hayal gücümüzle zorlamak onu layık olduğu yere getirecektir. Ve bunu yapmalıyız. Eminim içimizde bir Dali vardır.
146 syf.
·Puan vermedi
Bu yazdıklarımın tek amacı yıllar yada belki de sadece günler sonra kitap hakkında bir şeyler hatırlamak içindir.Bazı kitapların başına bu gelir,unutulup giderler,bazı çok iyi kitapların başınada gelir bu.Ne zamandır söyleyecektim,hazır konuyu açmışken söyleyeyim.Tatar Çölü kıtabı hakkında aklımda hiçbir şey kalmamış durumda oysa zevkle okuduğumu hatırlıyorum.Bu kitabıda zevkle okudum fakat az sonra yazacaklarımı yazmasam kısa sürede aklımda hiçbir şey kalmazdı.
Bize yabancı bir tarz gerçeküstücülük.Breton'da bu akımın kurucusu,ölene kadarda zerre sapmamış yolundan,bir zamanlar Aragon'da ona eşlik etmiş fakat Aragon başka bambaşka bir adam,ele avuca sığmamış ve hiç rahat durmamış gerçeküstücülüğün en iyi örneklerini o yazmış Anicet ve Paris Köylüsü.Anicet'i okudum Paris Köylüsü'nü henüz okumadım ama Anicet gibi bir roman yazabilen biri kötü bir şey yazamaz. Breton'a olan ilgimin sebebi Arogon'dur diyebilirim.Nadja'ya gelirsek,bir türe girmiyor,roman değil,hikaye değil,şiirde değil,anı olmadığını kendisi söylüyor,bence bir ispat kitabı.Gerçeküstünün ispatı.Nadja diye biri var mı,bir simge mi? Aragon'un Mirabellesi gibi güzellik arayışı mı,hayal edilen kadın mı? Breton canlı kanlı olarak (Anicet romanının kahramanlarından biri Breton'dur)Mirabelle'nin gerçek olduğuna beni inandırmıştı.Nadja da ise gerçek olmayan bir kadının gerçek olduğuna beni inandırdı,Nadja'yı hayal ederken aklıma sigara dumanı geliyor,bir görünür bir görünmez,sisli ama hemen kaybolan...Varoluşu ,varolmadığına kendini inandırmışlıktan türüyor.Mirabelle ve Nadja hangisi daha gerçek,bana göre benzerlikleri var ama Breton'a göre hiç benzemezler,Valery'in gözündeki Mirabelle ile Breton'un gözündeki Nadja ise birbirinden ayırt edilemeyecek kadar benzeşirler.Valery nerden çıktı? (Valery de Anicet'in kahramanlarından biridir) Diyeceğim Anicet adlı harika kitabı okuyun sonra Nadja'yı okuyun karşılaştırmayı siz yapın.Son bir şey sadece, kitaptan, unutulmamasını istediğim bir tespit.
Kitabın sonlarına doğru Breton suçluları diğer suçluların yanına koymanın ne salak bir şey olduğunu söylüyor,bir suçlu yüzlerce suçlunun arasına koyulursa suç konusunda kendisini geliştirir,suçun her türlüsünü öğrenir.Olağan Şüphelileri birlikte hapsedersen olacağı Dean Keaton'un eski günlerine dönüşü olur.Deliren birinide tımarhaneye koyarsan iyice delirmekten başka çaresi kalmaz.
143 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
André Breton'un Nadja'sı için ne denilebilir? Bir tür eser mi? Türün kaplamina ne girer? Hatta şöyle sorayim, Edebiyatın kaplamina tür nasıl girer ? Türün kaplamina: Roman, Öykü , Anı giriyorsa Nadja neyin kaplamı içerisine dahil olur? Bana sorarsanız Nadja bir kaplam içerisine girecekse bu kaplam yaşamın olağanüstü anlarından biridir. Bir tür rastlantı eseri gibi , yoldan geçene duyulan isteğin ifadesidir. Hatta belki edebiyat bile değildir yazılan. Sürreal bir imgenin kendi dünyası ile kurduğu ilişkidir belki de. Rüyalar ve gerçeklik arasındaki ayrımın farkı üzerine zamanında sayın Descartes incelemelerinde söz konusu etmişti. Ne var ki yüzyıllar sonra Breton, onun da gerçeğin parçası olduğunu birçok insana kabul ettirdi.

Najda'yı okurken ne ile karsilastigimi farkedemedim. Açıkçası başlarda ne dediğini bile anlayamadım. Belirli bir bütünlükten öte, bir tür düş gezintisine doğru yol aldigimi düşündüm. Ve oldukça tutarsız bir düş gibi... sonra bir cümle ile karşılaşınca kesinkes okumam gerektiğini birakmamam gerektiğini düşündüm. O cümlede şöyle deniyordu: "Aklın mevcudiyetinin yokluğunu bir olasılıkla en çok hissettiğim, bu tür duruma bayılıyorum. " Batı ratio'sunu ( Latincede Akıl) bir kenara atıp başka bir gezintiye davet ettiğini gördüm bu cümlenin. Breton tıpkı Bunuel'in Özgürlük Hayaleti filminde olduğu gibi - ki o filmde surrealdir- şeyleri tersine ceviriyormus hissi uyandırdı. Rasyonel , Aklın hükmünde olanın ötesinde bir tür gerçeküstü duyumsamanin dikkate alınması gerektiğinin ipuçları ...

Breton'un Nadja eserinin sonlarında akıl ve akıl hastası, deli gibi toplumsal inşa ile kabul edilen normların nasıl da tutarsız olduğunu da ta Foucault'dan önce yaşam dolayimiyla yapar bunu. Foucault bir tür tarihi gezinti sunarken, Breton bir tür gerçeklik anının bileşiminde bunu okuyucuya Foucault öncesi olarak verir.
152 syf.
·15 günde·8/10
İkinci kez okuduğum iyi oldu dediğim kitabe. Sanırım bazı kitaplar ikinci kez okunmalı mutlaka. Güzelliklerin nadir olduğu bir ülkede, (doğal olarak) güzelliklere alışık olmayan aciz insan beyni hatırlayamıyor çünkü böylesine güzel bir kitabı.
146 syf.
·Beğendi·10/10
hep o aynı el,ateşten el biliyorsun seninle ilgili,sensin o
bir şey kalmadı bizden,Nadja'dan ise hiçbir şey kalmadı artık....
146 syf.
·Puan vermedi
Benim efendimsin sen. Dudaklarının kıyıcığında nefes alan yada son nefesini veren bir atomdan başka bir şey değilim ben. Gözyaşlarıyla ıslanan bir parmağımla huzura dokunmak istiyorum ben.

Yazarın biyografisi

Adı:
Andre Breton
Unvan:
Fransız Yazar, Şair, ve Gerçeküstücü Kuramcı
Doğum:
Fransa/normandiya, 1896
Ölüm:
Fransa, 1966
André Breton (d. 19 Şubat[1] 1896 – ö. 28 Eylül 1966) Fransız yazar, şair, ve gerçeküstücü kuramcı, Gerçeküstücülüğün babası olarak tanınır. 1924 yılında yayınlanan Gerçeküstücü Manifesto'su ile psikolojik çözümlemeler içeren otonom yazı tekniğini edebiyat dünyasına tanıtmıştır.
Normandiya`da doğdu, tıp ve psikiyatri okudu. I. Dünya Savaşı sırasında bir nöroloji koğuşunda çalıştı. Burada antisosyal davranışlarıyla geleneksel sanat anlayışlarına karşı çıkan Alfred Jarry ve Jacques Vaché ile tanıştı. Onların düşüncelerinden etkilendi. Jacques Vaché 24 yaşında kendini Seine nehrine atarak intihar etti. Vaché`nin savaş sırasında Breton ve başkalarına yazdığı mektuplar Savaş Mektupları adı altında 1919`da yayınlandı. Bu kitap üzerine Breton`un yazdığı dört adet deneme bulunmaktadır.
1919 yılında Louis Aragon ve Philippe Soupault ile birlikte Edebiyat(Littérature) adlı dergiyi kurdu . Bu yıllarda Dadaist Tristan Tzara ile bağlantıya geçti. 1924 yılında Gerçeküstücü Araştırma Bürosunu`nun kurucu öncülerinden oldu.
Manyetik Çayırlar (Les Champs Magnétiques) kitabı ile otomatik yazı tekniği`ni pratiğe döktü. 1924 yılında Gerçeküstücü Manifesto`yu yazdı ve Gerçeküstü Devrim dergisinin editörü oldu. Etrafında — Philippe Soupault, Louis Aragon, Paul Éluard, René Crevel, Michel Leiris, Benjamin Peret, Antonin Artaud ve Robert Desnos gibi genç yazarlardan bir topluluk oluşması zaman almadı.
Arthur Rimbaud`nun özgür sanat anlayışını ve Karl Marx`ın politik düşüncelerini birleştirmek için sabırsızlanan Breton 1927`de Fransız Komünist Partisi`ne katıldı. 1933`te partiden atıldı. Bu süre içerisinde geçimini kendi sanat galerisinde sattığı tablolarla sağladı.
Breton`un öncülüğünde gerçeküstücülük tüm Avrupa`da ses getiren bir sanat anlayışı oldu ve döneminin tüm sanat dallarını etkiledi. Bu dönemin ürünü olan eserlerde insanın algısının kökenleri ve insanın etrafındaki olaylara bakış açısı sorgulandı.
1938 yılında Fransız hükümetinden aldığı kültürel komisyon ile Meksika`ya gitti. Bu Breton`a Troçki ile tanışma fırsatı sağladı ve beraber Devrimci, Özgür Bir Sanat İçin (Pour un art révolutionnaire indépendent) adlı manifestoyu yazdılar. Manifesto Breton ve Diego Rivera`nın isimleriyle yayınlandı ve o dönemlerde imkânsız gibi gözüken sanatta tam özgürlük çağrısı yapıldı.
Fransız hükümetinin çalışmalarından memnun olmayan Breton 1941`de Amerika Birleşik Devletleri`ne ve Karayip`e sığındı. Burada yazar Aimé Césaire ile tanıştı. Césaire'in Memleket`e Dönüş Defteri(Cahier d'un retour au pays natal) adlı kitabının 1947 baskısının özsözünü yazdı. Breton Paris`e 1946`de geri döndü ve Fransız sömürgeciliğine karşı 121`in Manifestosu`nu yazdı. Bu manifestoda Cezayir Kurtuluş Savaşı`nı ele aldı ve ölene kadar bu konuda çalışmalarını sürdürdü. 1961-1965 yılları arasında ikinci bir gerçeküstücü grubun öncüsü olarak çeşitli sergi ve incelemelerde bulundu. 1959 yılında İspanya`da Gerçeküstücülüğe Saygı adlı bir sergi düzenledi. Bu sergide Salvador Dalí, Joan Miró, Enrique Tábara ve Eugenio Granell gibi ünlü sanatçıların eserlerine yer verildi.
Kitapları arasında durum öyküleri olan Nadja (1928) ve Çılgın Aşk(L`Amour Fou) (1937) bulunmaktadır.
Breton üç kere evlendi;
İlk eşi Simone Kahn.
İkinci eşi Jacqueline Lamba.
Üçüncü ve son eşi Elisa Claro.
André Breton 1966`da, 70 yaşındayken öldü. Mezarı Paris`tedir.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 66 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 88 okur okuyacak.