Nadja

8,7/10  (6 Oy) · 
14 okunma  · 
7 beğeni  · 
941 gösterim
Yazın tarihinin en tutkulu arayışlarından biri Nadja. Kentin sokaklarında bir belirip bir kaybolan o esrarengiz, çekici, karşı konmaz çağrı. Büyüleyici ve unutulmaz bir karşılaşmanın bunaltıcı anısı ve kentin şiirselliğine gizlenen kanatıcı bir aşk. Can havliyle izi sürülen, işaretlerden okunan karanlık, kesif bir bilmece. Breton'un kahince bir öngörüyle aradığı, bulduğu, yeniden kaybettiği bir tılsım, bir vaat, bir yaşam. Tüm bilinmezliği ve ele geçmezliğiyle o, Nadja...
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    2002
  • Sayfa Sayısı:
    146
  • ISBN:
    9789752980211
  • Çeviri:
    İsmail Yerguz
  • Yayınevi:
    Dost Kitapevi
  • Kitabın Türü:

Gerçeküstücülüğün temel metinlerinden biri olarak kabul edilen yaşanılan olayların düşsel bir düzlemde anlatıldığı Andre Breton kitabıdır Nadja. Gizemli bir kitaptır. Bazen sanki aynı sayfayı okuyor gibi olurken kendinize geliveriyorsunuz. Belki de fotoğraflar yakalayıveriyor okuru.. Nadja bir insanın kafasında kolaylıkla belirebilecek bir imge değil. Yoksa sürreal bir varlık mıdır Nadja?


ÖNDEYİŞ (Gecikmeli Mesaj) 


Bu kitabın başından sonuna, yazmak eylemi, dahası her türden kitap yayımlamak eylemi, böbürlenmeyle, kendini ağırdan satmayla bir tutulmuşken, yazarının bunca yıl sonra kitabın biçiminde bir nebze de olsa iyileştirme yapmak isteyerek göze hoş görünmeye çalışması karşısında ne düşünülür sonra! Ne var ki, bu iş sırasında, kitabın duygusal yelpazeye dair olan, tümüyle ona bel bağlayan yanıyla işin temeli de bu zaten birbirlerine belirli bir şekilde eklemlenmiş ufak tefek olayların, olabildiğince insan kişiliğini karıştırmadan, günü gününe ilişkisinde kabul edilebilir olanla olmayanı birbirinden iyi ayırmak gerekir. (Gel de Lequier'nin gürgen yaprağını anma şimdi!) Bir heyecan halinin ifadesini şimdiki zamanda yaşayamamak yüzünden, uzaktan rötuşlama girişimi çatlak seslerle ve başarısızlıkla sonuçlanırsa da (kendisini yiyip bitiren bir kesinlik kaygısıyla "eski dizelerini" yeniden gözden geçirmeye koyulan Valery'de yeterince görülür bu), sözcükler, ifadeler arasında biraz daha tutarlılık, öte yanda biraz akıcılık elde etme isteği de yasak değildir ya! Eserin boyun eğdiği başlıca iki "antiedebi" zorunluluk nedeniyle, Nadja'da da özellikle söz konusu olabilir bu: Fotoğraf bolluğunun amacının her türlü betimlemeyi -bu konu, Gerçeküstücü Manifesto'da, faydasızlığından ötürü mahkum edilmişti- saf dışı etmesi gibi, anlatı için benimsenen üslup da, tıbbi gözlemleme dilinden, öncelikle de nöropsikiyatrik gözlemleme dilinden kopya edilmiştir; bu yöntem, gerek hastanın muayenesinden, gerekse sorulan sorulara alınan yanıtlardan herhangi bir iz kaçırmadan ,bunları, üslupta en ufak bir düzeltme ve iyileştirmenin dolambaçlarına da kapılmaksızın rapor etmektir. Kitapta yol alındıkça gözlemlenecektir ki, "canlı olarak yakalanan" belgede hiçbir değişiklik yapmamaya özen gösterme kararlılığı, Nadja kişiliğine olduğu gibi, üçüncü şahıslara ve kendime de uygulanmıştır. Böylesi bir yazının, bu istemli yalınlaştırılması, hiç kuşkusuz sızma noktasını olağan sınırların ötesine taşıyarak okuyanlarının da yenilenmesine katkıda bulunmuştur. Öznellik ve nesnellik, bir insan yaşamı boyunca birbirlerine taarruz halindedirler. Bundan çoğunlukla birincisi, iyice örselenmiş bir halde çıkar. Otuz beş yıl sonunda (bunca yılın kiri pası az şey değil), bunlardan ikincisini hafif bir bakım ve tedaviye alma kararı, bu bakım yalnızca kendisine tanınan bir ayrıcalık olmakla birlikte, doğrusunu söylemek gerekirse diğerinin de -ki bu benim için büyük önem taşımaya devam ediyor- fazlasıyla yararına olacaktır; o öznellik ki, hatalarla dolup taşan aşk mektuplarında, "yazım yanlışlarıyla dolu erotik kitaplarda" da tümüyle mevcuttur