Adı:
Nadja
Baskı tarihi:
2002
Sayfa sayısı:
146
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752980211
Kitabın türü:
Çeviri:
İsmail Yerguz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dost Kitapevi
Baskılar:
Nadja
Nadja
Nadja
Nadja
Nadja
Yazın tarihinin en tutkulu arayışlarından biri Nadja. Kentin sokaklarında bir belirip bir kaybolan o esrarengiz, çekici, karşı konmaz çağrı. Büyüleyici ve unutulmaz bir karşılaşmanın bunaltıcı anısı ve kentin şiirselliğine gizlenen kanatıcı bir aşk. Can havliyle izi sürülen, işaretlerden okunan karanlık, kesif bir bilmece. Breton'un kahince bir öngörüyle aradığı, bulduğu, yeniden kaybettiği bir tılsım, bir vaat, bir yaşam. Tüm bilinmezliği ve ele geçmezliğiyle o, Nadja...
(Arka Kapak)
146 syf.
·Puan vermedi
Bu yazdıklarımın tek amacı yıllar ya da belki de sadece günler sonra kitap hakkında bir şeyler hatırlamak içindir.Bazı kitapların başına bu gelir,unutulup giderler,bazı çok iyi kitapların başına da gelir bu.Ne zamandır söyleyecektim,hazır konuyu açmışken söyleyeyim.Tatar Çölü kıtabı hakkında aklımda hiçbir şey kalmamış durumda oysa zevkle okuduğumu hatırlıyorum.Bu kitabı da zevkle okudum fakat az sonra yazacaklarımı yazmasam kısa sürede aklımda hiçbir şey kalmazdı.
Bize yabancı bir tarz gerçeküstücülük.Breton'da bu akımın kurucusu,ölene kadarda zerre sapmamış yolundan,bir zamanlar Aragon'da ona eşlik etmiş fakat Aragon başka bambaşka bir adam,ele avuca sığmamış ve hiç rahat durmamış gerçeküstücülüğün en iyi örneklerini o yazmış Anicet ve Paris Köylüsü.Anicet'i okudum Paris Köylüsü'nü henüz okumadım ama Anicet gibi bir roman yazabilen biri kötü bir şey yazamaz. Breton'a olan ilgimin sebebi Arogon'dur diyebilirim.Nadja'ya gelirsek,bir türe girmiyor,roman değil,hikaye değil,şiirde değil,anı olmadığını kendisi söylüyor,bence bir ispat kitabı.Gerçeküstünün ispatı.Nadja diye biri var mı,bir simge mi? Aragon'un Mirabellesi gibi güzellik arayışı mı,hayal edilen kadın mı? Breton canlı kanlı olarak (Anicet romanının kahramanlarından biri Breton'dur)Mirabelle'nin gerçek olduğuna beni inandırmıştı.Nadja da ise gerçek olmayan bir kadının gerçek olduğuna beni inandırdı,Nadja'yı hayal ederken aklıma sigara dumanı geliyor,bir görünür bir görünmez,sisli ama hemen kaybolan...Varoluşu ,varolmadığına kendini inandırmışlıktan türüyor.Mirabelle ve Nadja hangisi daha gerçek,bana göre benzerlikleri var ama Breton'a göre hiç benzemezler,Valery'in gözündeki Mirabelle ile Breton'un gözündeki Nadja ise birbirinden ayırt edilemeyecek kadar benzeşirler.Valery nerden çıktı? (Valery de Anicet'in kahramanlarından biridir) Diyeceğim Anicet adlı harika kitabı okuyun sonra Nadja'yı okuyun karşılaştırmayı siz yapın.Son bir şey sadece, kitaptan, unutulmamasını istediğim bir tespit.
Kitabın sonlarına doğru Breton suçluları diğer suçluların yanına koymanın ne salak bir şey olduğunu söylüyor,bir suçlu yüzlerce suçlunun arasına koyulursa suç konusunda kendisini geliştirir,suçun her türlüsünü öğrenir.Olağan Şüphelileri birlikte hapsedersen olacağı Dean Keaton'un eski günlerine dönüşü olur.Deliren birinide tımarhaneye koyarsan iyice delirmekten başka çaresi kalmaz.
143 syf.
·Puan vermedi
"GÜZELLİK YA 'ÇIRPINMALI' OLACAKTIR YA DA HİÇ OLMAYACAKTIR." .
Nadja, Andre Breton'un en çok okunan kitabı. Sürrealist Manifesto'nun yazarı, sürrealizmin babası Breton. Nadja kitabı öncelikle deneme tarzında başlıyor, birinci tekil şahıs ağzıyla Breton düşüncelerini anlatıyor, ilerleyen sayfalarda (Nadja'nın da kendini göstermesiyle) otobiyografik bir hâl alıyor. 'Ben kimim?' sorusu ile başlayan kitap; devam eden sayfalarda 'Gerçek Nadja kimdi?', 'Ben kendim miyim?' sorularını sormaya devam ediyor. 1928'de yayınlanan bu kitap 20.yy'ın en önemli eserlerinden biri, bir akımın başlangıç kitabı ve yazılmış en güzel aşk hikayelerinden biri. Aşk hikayesi dediysem öyle sıradan bir şey beklemeyin. Nadja özgürlük ve umudun simgesi bir kadındır; kimseye bağlanamaz ve hayat onun için diğer tüm insanlardan farklı ilerler. Nadja'nın başındaki "Nad", Rusça'da "umut" sözcüğünün başlangıcıdır. (Nadeus:Umut) Breton'un da Nadja'yı umudu olarak gördüğünü farkediyoruz, aşkı ve hayatı ve varoluşunu bu kadın üzerinden ispatlamaya çabalıyor. Breton'un Nadja'ya olan aşkında da sanata olan aşkını da görürüz; aynı özgürlük ihtiyacı ve aynı ilham verici yaratıcılık. Tüm bunlar Fransa'nın sokaklarında, kitapevinlerinde, kafelerinde gerçekleşiyor ve biz Breton'la beraber ülkeyi turluyoruz.
.
Nadja, 2 saatlik bir okuma ile başlayıp bitirdiğim bir kitap oldu ancak dili oldukça anlaşılmaz ve kurulan uzun cümleler tekrarlanan okumalar istiyor okuyucudan. O yüzden bu tarz kitaplar okumaya alışkın olmayanlar hem sıkılabilir hem de zorluk çekerek bu türden soğuyabilirler. Benim için bu zorluk oldukça iyiydi, sanki yazarın kendisiyle bir bağ kurmuş gibi hissettim ve kitabı elimden bırakamadım. .
142 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Sürrealizm'in öncülerinden biri olan Andre BRETON'un ; 'Kimin ben ?' diye başlayıp, uzun sorgulama yapan cümleleriyle, Nadja'nın hikayesine bağlanan kitaptır. Breton Fransa'da bir sokakta karşılaştığı Nadja'nın; özgürlüğünü, sürrealist hayal gücüyle yaptığı resimleri, herkesten farklı yaşam anlayışı ve düşüncelerini anlatıyor. Yazık ki Nadja'nın özgür ruhlu düşünceleri akıl hastanesine girmesiyle son buluyor. Benim bu akımda okuduğum ilk kitap olmasından mütevellit; çok uzun kurulan cümleler okurken bazı yerlerde yordu. Ancak bir akımın başlangıcı olan bu kitap mutlaka okunmalı ki cümlelerin içine sızmayı başarabilirseniz rahatlıkla kısa sürede okuyabilirsiniz.
.
.
.
#FeritEdgü : Nadja, Breton'un ve sürrealizmin ilk gençlik ürünlerinden biridir. Bu kitabı yazınsal türlerden (roman, öykü, anı...) birine sokmak güçtür. 20. Yy yazının kendine özgü, tür dışı bir metnidir Nadja. Sürrealizmin yalnızca sanatsal bir kuram olmadığını, yaşamın bir parçası olduğunu duyurmak istemektedir bu kitabıyla Breton. Günlük yaşamın içinde gerçeği aşan insanların, durumların varolduğunu belgelemek ister. Yaşam raslantılardan oluşur. Ama derinine indiğinizde, bu raslantıların kendi aralarında bir anlamları vardır.
145 syf.
·2 günde
"Kimim Ben?' ..., bana daha hayattayken hayalet rolü oynatıyor, kim isem o olmak için artık olmayı bıraktığım şeye açıkça göndermede bulunuyor..."
diyerek başlayan kitap, temelde 1arayışın romanı olup, gerçekle düş arasındaki durum için Nadja, "Rusça da "umut" kelimesinin başıdır, çünkü herşeyin başındayım..." der..

Tımarhane ile hapishane mantığını 1-1ine benzeterek 1eyin özgür olmasına dair sözlerle kitabi bitirir ki kendi benliğinin en karanlık köşelerini aydınlatarak...

... bana göre bütün kapatmalar keyfidir. 1insanin neden özgürlüğünden yoksun bırakılması gerektiğini hala anlamamaya devam ediyorum: Sade i hapsettiler; Nietzsche yi hapsettiler; Baudelaire i hapsettiler de ne oldu???

Gündelik hayattaki olguların gerçeküstü algılarıyla varoluşsal biçimde yaşamı ve kendi benliğini her türlü sorgular...

"... Madem ki sen varsın, varoluşu sadece sen nasıl biliyorsan öyle varsın..."

"Nadja" ölmeden önce okunması gereken #1001kitap arasındadır, gerçeküstü akımını sevenlere tavsiyemdir ama umarım #1001kitap listesinde bu akımdan başka kitap yoktur yoksa yine zorlu 1okuma beni bekler :-(((( (hepsini bitireceğim için), bu akımın benim tarzım olmadığının ispatını okuyarak yaşadım :-))) çok zorlu1okuma oldu benim için...
143 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sürrealizmin babası olan ve “Sürrealizm Manifestosu”nu yazan Breton’ın çok bilinen bu eserini yıllar önce aldım, yanımda taşıdım ama bu zamana kadar elim hep geri gitti. Zira pozitif bilimleri yücelten bir hayat akışım oldu benim; pozitif bilim okudum, böyle para kazandım; çevremde -ailem ve arkadaşlarım dahil- başka bir yöne gönül veren kimse olmadı. Dolayısıyla hem sanat alanında yetersizim, hem de “gerçeküstücülük” benim gibi fazla pozitif bilim odaklı düşünen insanlar için çekince ve korku yaratıyor. Hem ilgimi çekmeyeceğini, hem de vakıf olamayacağımı düşündüğüm için Breton’u okumayı hep beklettim.

Ama görüyorum ki -vakıf olabildim mi bilinmez- ama garip bir biçimde ilgimi çekti Breton.


Kendini hiçbir standarda sokmadan aklına gelen sırayla kelimelerini kağıda dökmüş Breton, buna “kendiliğinden yazın” deniyormuş. Anlatısı sürrealizmin ilkesel duruşu ile başlıyor, kitabın ortalarına doğru ise Nadja ile tanışıyoruz. Nadja, Breton’un çok etkilendiği gerçek bir kişilik (gerçek adı Leona Camile Ghislaine Delacourt imiş). Breton kitabının kalan kısmında “düşsel düzlemde” Nadja’yı anlatıyor ve bu “deli” kadın ile anılarını ve Nadja’nın akıl hastanesine kaldırılmasının onda yarattığı hisleri kaleme alıyor.

“Varolduğuna göre ve varolmayı bir tek sen bildiğine göre bu kitabın varlığı pek gerekli değildi belki de." diyor kitapta Nadja'ya hitaben. Nesnelerin gerçek yüzleriyle işi yok Breton’un, o yüzden Nadja’ya da düşlerin, rüyaların gözleri ile bakıyor; Nadja’nın sürrealist resimlerini de aynı şekilde yorumluyor.

Nadja akıl hastanesine kaldırıldığında bir kırılma yaşıyor Breton. Aslında ona göre “dünyaya düşlemin gözleri ile bakmaya cesaret ettiğinde insan, akıl hastanesinin içi ile dışı arasında pek fark yok.”. Ancak toplumun bariz olanın dışındakileri “görmeyen” gözlerinden nefret ediyor ve bu nedenle sürreal Nadja’sını anlamayan ve onu “deli” diye damgalayarak bir akıl hastanesine kapatan psikiyatriye, onun afrasına tafrasına tüm öfkesini kusuyor.

"Beni bir edebiyat nesnesi yaptın, ben gerçek bir kadın olmak isterdim.” diyor Nadja Breton’ın düşlerinde. Ya da gerçekte. Ya da her ikisinde. Kim bilir?

Gizemli bir çekiciliği var “Nadja”nın. Takip etmekte çok ama çok zorlansam da içimde yarattığı hisler tanıdık. Algıladığımın dışındaki dünyalara bakmaya cesaretim yok belki de, ama okuyunca anladım ki, ilgim var en azından…
143 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bir kitap kulübünün mutlaka okunması, okunmassa ölünmesi gerekenler listelerinden birinde rastlamıştım bu kitaba. Kıyıda köşede kalmış şaheserlerden biridir ümidiyle başladım ama başlamaz olaydım. O kulüpteki arkadaşların sivil hayatta karşıma çıkmamaları kendi menfaatlerine olur benden söylemesi.
Öncelikle kitap, çevirmenin önsözde de belirttiği gibi herhangi bir edebi klasmana ait değil. Anı desen anı değil, roman desen roman hiç değil. Öyle ortaya karışık bir şeyler yapılmış sanki. Anladığım kadarıyla yazar klasik anlamda roman kavramına da pek sıcak bakmıyor zaten.
Kitabın konusuna ve anlatımına gelecek olursak, en baştan şunu belirtmekte fayda var ki eser sürrealist akımın bütün özelliklerine sahip (içinden geldiği gibi yazma, akılcılığın reddi, aşırı derecede sembol, metafor kullanımı, bitmek tükenmek bilmeyen çağrışımlar...). Ortada kurgusal bir hikaye var ve bunun üzerinden sürrealist değerler ve kavramlar tanıtılmak istenmiş. Bu bakımdan kitap biraz sipariş hissi uyandırıyor okuyanda. Hikayenin anlatım biçimi ziyadesiyle savruk, üslup akıcılıktan fersah fersah uzak, az sayıdaki karakter derinlikten yoksun ve tutarsız, zaman düzlemini takip edebilene ise hak getire. Aranızdan "yazarın içinden böyle yazmak gelmiş demek ki, sana ne?" diyenleri duyar gibiyim. Tamam, eyvallah ama benim içimden de kitabı kaldırıp fırlatmak geldi sayfalar boyunca, onu ne yapıcaz? Okuduğu şeyi yarım bırakmaktan hastalık derecesinde rahatsız olan bünyemi bile sonunu getirme konusunda bir hayli zorladı Breton'un Nadja'sı. Ayrıca kaderciliğe ve müneccimliğe vardırılan(istemli veya istemsiz) bilinçaltı çağrışım fenomenleri de kitabın bir başka rahatsız edici noktasıydı şahsım adına.
Benim için yegane ilgi çekici kısım, deliliğin ve akıl hastanelerinin tartışıldığı bölümdü. Bu konunun üzerinde düşünülmeye, tartışılmaya değer olduğunu ve halihazırda çok göz ardı edilmiş bir mesele olduğunu düşünüyorum naçizane.
145 syf.
·Puan vermedi
✍DİPÇE:
Breton'un Nadja'sı psikanalist ve bilinçakışı yöntemlerinin bileşimiyle oluşan soyut anlatımlı bir eser. Ete kemiğe bürünen betimlemeler olsa da metne hakim olan bir semboller birikintisi söz konusu.Gerçeküstücülüğün zarif markası diyebiliriz Nadja için ve tabi ki yaratıcısı Breton kitabın ilk kısmında bu akımı ilgilendiren felsefe sanat ve edebiyata ilişkin yansımalarını deneme üslubuyla sunar. Sonra okurun karşısına güzel Nadja'yı çıkarır.Buradan itibaren gerçek diyebileceğimiz iki şey vardır: Zaman ve mekan.1926 yılı ve Paris sokakları.Bunun dışındakiler Nadja dahil bir nevi yazarın çağrışımları, onun belleğinden okura yansıyanlardır.Bu nedenle pürdikkat yazarla ortak bir his yakalama peşine düşer okur.Kitapta hoş olan bir şey de fotoğraflar, çizimler ve anekdotlardır bunlar yazarın sembolik dünyasına kapı aralar neyse ki.
Nadja, çerçeveli nedenli sonuçlu okumaya olanak vermeyen tutarlılık aramamamız gereken bir kitap.Anlatının hedefinde yaşamı zorlaştıran(kurallar, ahlaki normlar kültürel şemalar) algıları yıkmaya davet vardır.Yani gerçek sandığımızın perdesini kaldırarak bilinçaltını çıplak bırakmak ve oradaki gerçek ben' e ulaşmak.Yazar bunu Nadja adını verdiği -ki Rusça "UMUT" anlamı taşır, bu kadının varlığı ile gerçekleştirir. (Devamı var)⤵
https://www.instagram.com/...?igshid=bqx1tuh6yl7q
145 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Varlığının ve tüm var olmuş şeylerin ötesinde muazzam bir karma örneği. Çizimleri incelerken sağdan ve soldan aynı anda rüzgar esiyormuş ve beyninizde uğultular kol geziyormuş gibi hissediyorsunuz. Nadja olmak ya da Nadja’ya hazırlayan kadın olmak. Bunu uzun bir süre düşünüyorsunuz.
146 syf.
·Beğendi·10/10 puan
hep o aynı el,ateşten el biliyorsun seninle ilgili,sensin o
bir şey kalmadı bizden,Nadja'dan ise hiçbir şey kalmadı artık....
143 syf.
·4 günde·10/10 puan
Bu kitaba 10 puan değil 99999 puan versem az gelir. öncelikle bir insanın içinde yaşadığı buhran her boyutuyla verilmiş. ""dışarıdaki yansıma ile içerideki görüntünün ne kadar farklı olacağı resmedilmiş."" sonundaki tüyler ürperten olayın ise etkisinden uzun süre çıkamadım. nelerin insanı çıldırtacağı nelerin yıpratacağı belli olmaz, dipsiz bir kuyudur bu mevzu. bana bunu sonuna kadar hissettiren bir kitap oldu. gerçeküstücülüğün kurucu kitabı olmayı sonuna kadar hak ediyor. düşünsenize, tek bir kitapla bir akımın kurallarını baştan sona koyuyorsunuz. bu bile kitabı okumak için yeterli bir sebep!
143 syf.
·1 günde
Gerçeküstücülüğün babası olarak tanınan André Breton (1896–1966) eserini 1928 yılında yayımlanmıştır.
Hayatın anlamını sorgulayan André ile sıra dışı bir kişiliğe sahip Nadja'nın ilişkisi bağlamında felsefi, yarı otobiyografik bir roman diyebiliriz. Sürrealizm üzerine bir deneme okuduğunuzu düşünmeye başladığınızda kendinizi çoktan bir öykünün içinde buluyorsunuz.
Bir kitap okuyarak değil, özel bir şeyler yaşayarak ulaşılan aydınlanmanın o derin boyut farkını hissedebileceğimiz bir eser.
145 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
‘Gerçek Nadja kimdi?’ sorusundan ‘Ben kendim miyim?” sorusuna..
Andre Breton yürüyor,
görüyor,
hissediyor,
dokunuyor,
yazıyor.
Nadja ise umut ediyor. Bir kuşun kanadı o, güneşte parlıyor,güneşe uçuyor..çırpınıyor ve Breton ekliyor
“Güzellik ya çırpınmalı olacak ya da hiç olmayacaktır.”
Nadja giriyor hayatına ve Breton bir kez daha ekliyor:
“Güzelliği ne dinamik ne statik; tıpkı seni gördüğüm gibi görüyorum.”
Nadja ise bir kuşun kanadı.
Uçuyor.
Adındaki umut kadar uçuyor, durmaların kadını değil o.
Gözler çiziyor defterlerine, göz’lerden çiçekler yapıyor.İzleniyor, kendi çizdiği her göz izliyor onu. Öyle ki; güzelliği ona adayan’ı göremeyecek hale geliyor.
Kuşun kanadı kırılıyor, göğü alıyorlar kanatlarından.
Nadja ölürken; güzellik de ölüyor.
.
Sokaklara sığmayan bir kalemi okumak..Onun gördüklerini, duyduklarını, duyumsadıklarına kenarından -iğreti de olsa- ilişmek..
Andre Breton,sürrealizmin kucağı.
Sıcak, akıl almaz, sınırsız, doyumsuz.
Hem incelikle hem de zalimce bakan şahane gözler, sade ve koyu renk bir elbise, siyah ipek çoraplar, ve üzerinde alabildiğine hayran olduğum bir parça ‘toplumdışılık’
İşte Tüm yalnızlığımın ortasında, akıl sır ermez bir suç ortaklığı keşfederim onda..
Giden bir daha hiç geri dönmeyecekti. Geri döneceğine dair yalan haberler, bir günlük bağışlamalar, gerçek manevi düşkünlükler ve uçurumlar, kehanetin tüm görkemiyle hüzünlü kuşunun kendini attığı uçurumlar olabilirdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nadja
Baskı tarihi:
2002
Sayfa sayısı:
146
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752980211
Kitabın türü:
Çeviri:
İsmail Yerguz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dost Kitapevi
Baskılar:
Nadja
Nadja
Nadja
Nadja
Nadja
Yazın tarihinin en tutkulu arayışlarından biri Nadja. Kentin sokaklarında bir belirip bir kaybolan o esrarengiz, çekici, karşı konmaz çağrı. Büyüleyici ve unutulmaz bir karşılaşmanın bunaltıcı anısı ve kentin şiirselliğine gizlenen kanatıcı bir aşk. Can havliyle izi sürülen, işaretlerden okunan karanlık, kesif bir bilmece. Breton'un kahince bir öngörüyle aradığı, bulduğu, yeniden kaybettiği bir tılsım, bir vaat, bir yaşam. Tüm bilinmezliği ve ele geçmezliğiyle o, Nadja...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 166 okur

  • Cannetti
  • Arzu Polatkan
  • NecmettiN
  • Ayşenur Yücel
  • MAVİ
  • Seda Bera
  • Neslihan Saydam
  • Şeyma Nazlı Gürbüz
  • mete bleda ünal
  • DaDa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.4 (8)
9
%6.5 (3)
8
%6.5 (3)
7
%2.2 (1)
6
%4.3 (2)
5
%0
4
%0
3
%2.2 (1)
2
%0
1
%0