Charles ise, karısının sevmiş olduğu bu insan karşısında hayallere dalıyordu. Ondan bir şeyler görür gibi oluyordu. Bu bir hayranlıktı. Bu adamın yerinde olmayı ne kadar isterdi
Bir kimsenin ölümünden sonra, hiçliğin bu geri tepmesini kavramak ve inanmaya katlanmak o kadar zordur ki, ortalığa daima şaşkınlık gibi bir şey yayılır
Asıl acınacak şey, dedi; benim gibi, lüzumsuz bir ömrü sürüklemektir, değil mi? Eğer ıstıraplarımız birisine yarayabilseydi, bir fedakarlık yapmış olmak düşüncesiyle kendimizi teselli ederdik.
Bu söz, kanaatini açıklıyordu; çünkü zevkler, bir okul avlusundaki çocuklar gibi, kalbinin üzerinde o kadar tepinip durmuştu ki, orada hiçbir yeşillik bitmiyor ve oradan kim geçerse, çocuklardan daha sersem, onlar gibi adını duvara kazımayı bile akıl edemiyordu.
-Nitekim hatıranızı hep gönlümde saklayacağım,
-Ama unutursanız beni, bir gölge gibi silinir giderim,
-Hayır, hayır, düşüncenizde, hayatınızda benim de bir yerim olacak, değil mi?