Her düşünce kişinin ruhunun iç yansımalarının , gelgitlerinin , derin iç çekişlerinin , zaman zaman çatışmalarının ve ideallerinin es(-e,-i)ridir . Aslında kendimi kendime anlatıyordum başkalarına anlatıyormuşcasına
Şimdi hepimizin en az bir kez de olsun deneyimlediği şu karmaşayı düşünelim . Bu karmaşa akıl ve duygunun zıtlığı üzerine olacak çünkü zıtlık diyoruz bunun nedeni ikisinin aynı aynı birbirini kucaklayamamasından kaynaklanıyor. Akıl duyguyu , duygu ise akla karşıt savaş içinde ruhumuzu kemirip bitap düşmesine neden oluyor . Buna en iyi örnek bir insanı çok sevdiğimizi düşünelim ve bu kişi bizim en yakınlarımızdan birisi olsun . Bu kişi ile güzel günler geçirirken pek bir çatışma yaşamayız, herşey harikuladedir , hiçbir sorun yoktur halbuki rüzgar ters yöne esmeye başladı mı akıl ve duygunun çatışmasını zihin , bulanık olsa da ışık süzmesinin odaya kücük aralıktan girdiği gibi az da olsa görürüz . Öfke gittikçe hiddetlenmeye sevgi ise azalmaya başlar . Duygular ise kendi içinde karşıt yön değiştirir. Akıl ise sanki tatile çıkmış gibi olağan akışa müdahale edemez , onu yardıma çağıracak bir güçte görünmüyor zaman dışında. Duyguların , o denizdeki fırtanada kabaran ve yükselen gücü gibi herşey tepe taklak olur ve duygular dengesizleşmeye başlar . Burada en iyi yapılacak şeyden biri zamanın bizi bu kör duygunun esirinden bir kölenin azat edilebilmesi için efendinin ücreti ödemesi gibi beklememiz gerekir ki akıl tekrar dizginleri ele alabilsin . Buradan çıkan sonuç duyguların esiri halinde aklın yardıma koşabilmesi için zamanın yardımına ihtiyacımız olduğu gerçeğidir.
İşten çıkmış ve günün verdiği yorgunluk ile eve doğru gidiyordu . Yolunun üzerinde markete uğrama ihtiyacı duydu bir anda ve markete doğru ağır adımlarla yürürken otomatik kapı bir anda açıldı ve hissizce adımı içeri attı.Aklında geleceği ile ilgili planlar yaparken reyonları sıra sıra geziyor sanki ne alacağını unutmuş bir şekilde sıra sıra koridorları dolaşıyordu.Biranda içmeyi çok sevdiği soda ve biraz da peynir alıp kasanın yolunu tuttu . O sırada hayli bir sıra olduğunu görür görmez sıranın bir an önce gelmesini ve zamanın hızla akmasını istedi çünkü yorgunluğunu dindirmek için eve gitmek istiyordu . Sıranın kendisine gelmesine ramak kala kasiyer kızı gördü sanki onu yüreğinde hissedercesine baktı fakat az önce zamanın hızla akmasını isterken şimdi ise zamanın durması için dua etti . Kasiyer kız ürünleri otomatik bir şekilde okutmak ile meşguldü . Bir an onun güzelliğinin etkisinden kendinden geçti . O , şimdi bedeninin değil ruhunun hisleri içinde kendinden geçti. Kasiyer kızın bu ürünler sizin mi sorusunu duyduğu anda şimdiye döndü ve karanlıkta bastırmış halde ürünlerini poşetleyip evinin yolunu tuttu . Evine doğru giderken kendine kızarak hesaplaşmaya başladı . Hayattaki en büyük derslerden birisi de bazı şeylerin zamanında söylenmesi ve yapılması gerektiğini kendine söz vererek ağır ağır merdivenleri çıktı ve evine girdi.
" Fırtınalı denizi kaplayan köpüğün üzerindeki baloncuklar , rüzgar ve suyun gücünün oluşturduğu ya da oluşturmadığı yüzen parçalardır. Kişisel benliğimizin kaderi tıpkı bu baloncuklar gibi " .
Aynı şekilde ömrün kısalığı duygusu , " saatin hiç durmadan akışı , bu algılanamayan , ama düşününce insanı çıldırtabilecek koşu , insanların bedenini ve ömrünü kemiren o aceleci küçük saniyelerin sonu gelmez geçit resmi " duygusu bile , her türlü sıradan , bayağı vakit kaybını küçümsemememizi bize öğreterek yardımımıza gelebilir.
"Hemen hemen tüm başarısızlıklarımızın , tüm mutsuzluklarımızın bir tek nedeni vardır , o da irademizin zayıflığıdır ; çabadan , özellikle sürekli çabalamak dehşet duymamızdır " .