Her düşünce kişinin ruhunun iç yansımalarının , gelgitlerinin , derin iç çekişlerinin , zaman zaman çatışmalarının ve ideallerinin es(-e,-i)ridir . Aslında kendimi kendime anlatıyordum başkalarına anlatıyormuşcasına
" İnsan tutkusunu iyileştiremeyen filozofun lafı boştur . Nasıl ki tıp bedenin hastalıklarını tedavi edemediği sürece bir işe yaramazsa , yine aynı şekilde felsefe de ruhun tutkusunu yok edemezse bir işe yaramaz" Porphyrios
...bu gezegende ve muhtemelen tüm evrende tek olan bir insanım , başka herkes gibi . Tüm zamanlarda biricik , özgün bir nüshayım , belki şaşırtıcı bir nüsha, her halükarda dünya kültür mirasının korumaya değer parçası.
Modernlerin kesinlikle "öznel" mutluluğu ile eskilerin bir anlamda "nesnel" olan mutluluğu arasında bir uçurum vardır.... mutluluk her zaman benim özelliğim , benim içselliğim, benim kişiliğim açısından kavranır.Yaşadığımız çağda başka türlüsü mümkün değildir....Eskiler mutluluğu ancak ilişki bağlamında düşünüyorlardı: onlara göre mutluluk kişisel bir şey, özel bir durum, bireysel bir güzergah, "insanın içindeki bir duygu " olmadan önce dışarıyla ilgili bir ilişki, özel bir ilişki biçimiydi ; sitede ya da kozmosta , her halükarda bireyin kesinlikle bir unsuru olduğu bir bütünlük içinde. ...Tersine kendi dışına çıkmak, bulunduğun yeri terk etmek , dışarıdan seyretmek , kimliğini bir bütün içinde yakalamaktı ... mutluluğun ancak sitelerin , iktidarların , doğanın yapısıyla ilişki içinde mümkün olabileceğini düşünüyorlardı.