dogamayanavcioglu

dogamayanavcioglu
@dogamayanavcioglu
Atatürk İhtilali
"Yaşatan ölümü,öldüren yaşamaya tercih etmeyen milletler,sonsuza kadar alçalırlar."
Reklam
Gazi M. Kemal'in Dumlupınar'daki konuşması
"Gerçi Mustafa Kemal bir anı düşkünü değildir. Gerek Çanakkale, gerek doğu cephesinde, gerek Sakarya muharebe meydanlarında bile sonradan ziyaretlerde bulunmamıştır. Bu sebeple 30 ağustos 1924’te Başkumandanlık muharebe meydanını ziyareti ayrı bir önem taşır. Ama bu ziyaret bir muharebenin yıldönümünü hatırlatırken Gazi’nin ayrıca değindiği konular bakımından daha da manalıdır. Gazi, Dumlupınar’daki nutkunda, önce 30 ağustos 1922 muharebesinin safahatını anlatır. Netice kısmı, harp edebiyatının şaheserlerinden biridir: “Güneş mağribe yaklaştıkça, ateşli, kanlı ve ölümlü bir kaynamayı kopmak üzere olan bütün ruhlarda hissolunuyordu. Bir an sonra çöküntü (inhidam: çö­küntü) olacaktı. Ve beklediğimiz kurtuluş güneşinin doğabilmesi için bu inhidam lâzımdı. Karanlıklar içinde bu inhidam vuku bulmalıydı. Hakikaten, semanın karardığı bir dakikada, Türk süngüleri, düşman dolu şu sırtlara hücum ettiler. Karşısında artık bir ordu, bir kuvvet kalmamıştı. Kâmilen mahvolmuş, perişan bir bakıyyeüssüyûf (kılıç artığı) kitlesi bulunuyordu. Kendilerinin dediği gibi, pürhayfı hirâs (korku ve dehşet içinde) şekilsiz bir kitle, acayip bir halita (karışık bir yığın) halinde firar için ferce (çıkış yeri) arıyordu. Artık gecenin koyulaşan karanlığı, neticeyi gözle görmek için, güneşin tekrar şarktan doğmasına intizarı (beklemeyi) zarurî kılıyordu...”
Sayfa 207·Kitabı okudu
1924 Anayasası hakkında yazarın çıkarımları
"(...)Yani, İstiklâl Savaşının topyekûn egemenlik mücadelesi, gayret ve heyecanı, bu defa da topyekûn bir düzenleme ve yeniden kuruluş hamlesine çevrilerek milletin ve memleketin içte, içeride millî egemenliğe dayanmalarıydı. Dışarıya doğru da, yüzyılsız şartsız müstakil, fakat çağın teknik seviyesine göre gelişmiş, ileri bir devlet nizamına yöneltilmeliydi. Hulâsa yeni Anayasa, bazı yeni organlar getirmeliydi." "Halbuki 1924 Anayasasının yapı ve fasılları, klasik Batı demokrasisinin normal teşkilât ve ilkelerini aktaran, liberal bir sistemi getiriyordu. Bu kanun hiçbir inkılâp tedbiri ihtiva etmiyordu. Millî yapıya kalkındırıcı, teşkilâtlandırıcı veya kalkınmayı hızlandırıcı ilkeler ve organlar getirmiyordu. Türkiye’nin yarı sömürgelik devrinin geriliğinden ve haksızlığından kurtulabilmesi için, Anayasa yapısında hiçbir itici güç yoktu. Eğer henüz sözünü söylememiş ve yapabileceklerini bitirmemiş olan bir Gazi Mustafa Kemal de olmasaydı, bu kanunun gölgesinde yeni Türkiye, hiçbir hamle yolu bulamadan ve hatta arayamadan, kısırlaşır, giderdi."
Sayfa 192·Kitabı okudu
M.Kemal'in meclis karma komisyonunda yaptığı konuşma
1 Kasım 1922'de Mustafa Kemal'in saltanatın kaldırılmasının görüşülmesi için Büyük Millet Meclisinde kurulan karma komisyonda yaptığı konuşma "Hâkimiyet ve saltanat hiç kimseye, ilim icabıdır diye, müzakere ile, münakaşa ile verilmez. Kudretle ve zorla alınır. Nitekim Türk milleti hâkimiyet ve saltanatı, isyan ederek kendi eline bilfiil almıştır. Bu, olmuş bitmiş bir hakikattir (olup) bittidir. Mesele, hâkimiyeti millete bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Şimdi mesele bu emrivâki olmuş hakikati ifadeden ibarettir." "Burada toplananlar, Meclis ve herkes, meseleyi tabiî görürse, fikrimce çok iyi olur. Aksi takdirde hakikat gene usûlü dairesinde ifade olunur. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir..."
Sayfa 63·Kitabı okudu
LloydGeorge'un 16 Ekim 1922'de verdiği nutuk
Ali Fuat Cebesoy'dan naklen,Lloyd George'un 16 Ekim 1922'de Manchester'daki Reform Club'ta verdiği seçim nutkundan bir parça "(...)Diğer meziyetlerinden sarfınazar ediyorum.Ama Türk gibi birinci sınıf savaşçı insanlara karşı, blöf yapmayı tecrübe etmek iyi değildir. Bu oyun ancak korkaklara tatbik edilebilir. Türkler, işin ciddiyetini veya gevşekliğini derhal anlarlar."
Sayfa 34·Kitabı okudu
Reklam