İnsanın zihninde fenalık yoksa, güzelce düşünmeli ki gençlik sabahın ilk ışıklarını ömrünün baharının ilk çiçeklerini görmeye başlamış olan 14 yaşında bir kız ak saçlı, ak sakallı, ihtiyarlık ışığı yüzüne bir nuranilik vermiş, fakat her adımında ömrünün hazan rüzgârına karşı titremeyi adet haline getirmiş bir ihtiyarın vuslat kucağına nasıl sığınır????
Bu kabahat kalbindir. Kalp bir hazan yaprağının rüzgâra uymakla titremesinden, veremli bir kızın dünyasına doymadan, hele gözünde sevdiğinden sonra değerli olan gelinlik giysisini giymeden tabuta girmesinden, iki yetimin babalarının mezarı üstünde gözyaşı dökmesinden, en müthiş yaralardan aldığı tesiri bir sevince karşı unutur. Fakat iki güzel gözden düşen bitkin bir bakışı iki latif dudağı aydınlatan hazin bir tebessümü, geleceğinin letafeti üstünde cisimlenmiş gördüğü parlak bir yüzü hiçbir zaman unutmaz. Hatta sahibi öldükten sonra o göğüs yarılsa, olsa o kalp açılsa, o baygın bakış ışığı, o hazin tebessümün, o parlak yüzün aksi kalbinin en gizli noktasında en ince yerinde görülür.
işte aşk bunun için doğaldır. İşte aşk bunun için gayri ihtiyaridir.