“Şu koca dünyada daha karmaşık ve daha aldatıcı bir kavram var mıdır acaba? Her bir ırka mensup bir sürü kimse sevgi denilen şeyi pek anlamıyor gibi görünüyor. Zira onun basit güzelliğini, önyargılı düşünceler ve gerçekçi olmayan beklentilerle karalıyorlar. Ne gariptir ki ben, içinde sevgi yeşermeyen Menzoberranzan’ın karanlığından kaçtığımda, bütün hayatları boyunca sevgiyle beraber ya da en azından sevgi olasılığıyla yaşamış bir sürü kimseden daha fazla tutunuyordum bu kavrama."
“Üzüntün dürüstçe mi?” diye sordu Montolio. “Çoğu değildir, bilirsin. Kendi üstüne yüklenen yüklerin pek çoğu yanlış anlaşmalarla temellenir. Biz ya da içimizden samimi olanlar kendimizi çoğunlukla, başkalarının uymasını beklediğimizden daha sert standartlarla yargılarız. Bu bir lanet, sanırım, ya da bir kutsama, bu o kişinin bakış açısına bağlı.” Görmeyen bakışlarını Drizzt’e çevirdi. “Bunu bir kutsama olarak kabul et dostum, ulaşılamaz denilen yüksekliklere çabalamanı sağlayan, içten gelen bir çağrı olarak kabul et."
Bir süredir Dungeons & Dragons (D&D) evreniyle haşır neşir birisi olarak söylemeliyim ki, karşımızda bu evrene giriş yapmak için en uygun içeriklerden birisi bulunuyor. Geçirdiğim son 2 yıl içinde D&D evrenine merak salmış ve farklı FRP oyunlarını farklı rollerde deneyimleme fırsatım olmuştu. Bunlar sayesinde evrene ve sisteme olan merakım fazlasıyla artmış ve bu köklü seriye adım atmak için cesaretimi toplamam pek de uzun sürmemişti.
"Anayurt" kitabı, bizi Drizzt'in yüzyıllar sürecek hayatının ta en başından, doğumundan itibaren hikâyeye sokuyor. Bir drow olan Drizzt'in, kendini bulduğu aile kargaşası içindeki hikâyesini birinci şahıs olarak deneyimleyebilmek, karakterle olan bağımızı güçlendirmede büyük bir rol oynuyor. Çoğu noktada kendimi Drizzt için üzülürken veya onunla beraber gülerken bulabildim. Bunda yazarın ince ince işlediği hikâye örgüsü ve hikâyeyi en etkili şekilde iletebileceği dengeli bir tempo akışının çok büyük rolü var elbette. Hepsinin ötesinde, yazar R. A. Salvatore'nin karakterlerini hikâyenin gerçekçiliğine darbe vurmamak için gerektiğinde harcayabilecek kadar cesur olması bende çok büyük bir takdir yarattı. Hikâyenin bazı spesifik noktaları dışında büyünün bozulduğunu hissetmedim ama söylemem gerek ki, Drizzt ile ne kadar empati kurabilsem de bazı yerlerdeki kararlarının fazlasıyla sorgulanabilir olduğunu düşünüyorum. Bu tercihlerin sebeplerinin üstündeki sis perdesi zamanla kalksa dahi, aldığım cevaplar beni yeterince tatmin etmedi maalesef.
Son sözü söylemem gerekirse, fazlasıyla pozitif bir okuma sürecinden geçtiğimi söyleyebilirim. D&D evreni hakkında biraz bilgi sahibi olmam elbette bu kitap hakkındaki görüşlerimi de olumlu yönde etkiliyordur ancak evren hakkında bilgisi olmayan birinin de kitaptan memnun ayrılacağına eminim. Serinin