Bu yazı bütün hayatı boyunca, kadını sapkın dürtülerinin bir kuklası gibi kullanan Russell'ın ''Mutlu'' Olma Sanatı isimli kitabında, özellikle aile konu başlığı altında sarfettiği, aynı fikirde olmadığım sözlerinden yola çıkarak, kendisinin sapkın karakteri üzerine yapmış olduğum incelememdir!
Bu incelemeyi yazmamda katkısı olan, yazarın kitabından alıntıladığı kısma yaptığım yorumumu, ''Kitap okuyan'' birisine göre, çok değişik ''edebi'' bir üslupla ele alıp hakaret marifetiyle ''Dandik!'', ''Bok!'' gibi güzel sıfatlarla harmanlayan ve iletişim metodu olarak da engelleme yolunu tercih eden @MrsWho isimli kullanıcıya teşekkür derim. Yüzlerce kitap okumuş, 4800den fazla alıntı paylaşmış(!), e-ticaret müdürü sıfatı sahibi, 1k da kariyerli bir okuyucu olarak, kullandığı dil ve üsluba, hayatta olsaydı, Russell bile yüzlerce kitabı nerene okudun der ve onun bile hayrete düşürürdü. (Şaka şaka Russell karakterinde bir sapkın tabii ki böyle bir şey düşünmezdi.) Sonuçta üslup kişinin karakteridir.
Russell'ın kitabını okuyup, diğer kitaplarını ve hakkında yapılan yayınları inceledikten sonra, kimmiş bu adam diye merak ettim ve araştırdım. Babaannesinden itibaren başlayan ve hayatına giren her kadına mutsuzluk getiren, çoğu zaman da hayatlarını mahveden ama insanlara kadın üzerinden aile mutluluğu (esasen mutsuzluğu) konulu akıl verme cüretini kendinde gören sapkın deha hakkında, herkesin kim olduğunu bilmesi ve kitaplarını ona göre okumaları için, bende bir yazı yazma hissiyatı oluştu.
Russell'ın namussuz namusluyu canlandırdığı hayatına dair incelemesinde kitabından kullanacağımız alıntı şu şekilde:
“Kadının katlanmak zorunda kaldığı haksızlıkların en öldürücüsü de budur: O, aile içindeki görevlerini yerine getirdiği için çocuklarının ve eşinin sevgisini yitirmiştir;