Evin mi yanıyor Nisera? Bir zamanlar misafir ettiği evrende şimdi bir başkasıyla mı izliyorsun onu? Hikâye hep tanıdık değil mi? Bir sonraki hamlesini biliyorsun, çünkü aynı şeyler sana da yapılmıştı. Hatta bu yüzden özel olduğunu düşünüp "Beni kimse öyle güzel sevmedi." demiştin. Güzel sevmek, her güzeli aynı sevmek değildir. Güzel sevmek, o insanı özel sevmektir; onu bütün herkesten ayırmaktır.
İnsan bazen kendisini seçilmiş sanıyor. Birinin en güzel yanına denk geldiğini, onun içinde kimsenin görmediği bir odayı açtığını düşünüyor. Sonra bir gün öğreniyor ki bazı insanlar kapılarını herkese aynı anahtarla açıyor. İşte o an kırılan şey aşk olmuyor Nisera, insanın kendine anlattığı hikâye kırılıyor. Çünkü "Beni kimse böyle sevmedi." cümlesi, bazen yalnızca doğru zamanda söylenmiş güzel bir yalandan ibaret oluyor.
Güzel sevmek, birine çiçek vermek değildir. Güzel sevmek, o çiçeğin hangi mevsimde açtığını bilmektir. Güzel sevmek, bir insanın en karanlık tarafını görüp yine de orada bir pencere bırakmaktır. Güzel sevmek, birini herkese verdiğin sevginin içine koymak değil; onun için yepyeni bir sevgi icat etmektir. Çünkü her insanın kalbinde yalnızca bir kişiye ayrılan bir oda vardır. Eğer o oda herkese açıksa, orası ev değildir; yalnızca gelip geçenlerin konakladığı bir handır.
Şimdi canın yanıyor biliyorum. Çünkü bir zamanlar seni ev zanneden birinin, aynı sıcaklığı başkasına da verdiğini görmek insanın içindeki bütün eşyaları yerlere fırlatıyor. İnsan kendini aldatılmış hissetmiyor yalnızca; yerine konmuş hissediyor. Oysa hiçbir insan bir başkasının yerine konacak kadar sıradan değildir. Herkesin acısı kendine özgüdür ve bazı insanlar bunu çok geç öğrenir.
Bir gün dönüp bugüne baktığında, onu değil kendini özleyeceksin Nisera. Onun yanındayken inandığın hâlini…