Bu anın çok ilkel ama çok doğru gelen bir yanı vardı.
Sürekli İlerleme Düşleri, modern insanı kendi köleliğine ikna etmek için kullanılan kronik bir narkozdur. Paleolitik ve etnografik veriler, Tarım Devrimi’nin insanlık için ileri doğru bir sıçrama değil, aksine biyolojik, cinsel ve sosyal düzeyde "baş döndürücü bir gerileme ve felaket" olduğunu belgeler. Avcı-toplayıcı insan, haftada sadece 12-15 saat "çalışarak" (toplayarak) geri kalan tüm zamanını oyuna, sanata, sosyal ilişkilere ve kuralsız cinsel haza (S.E.Ex) ayırabilirken; modern medeniyetin çiftçisi ve işçisi, haftada 40-60 saat çalışarak açlık sınırında tekdüze bir hayata mahkum edilmiştir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sürekli İlerleme Düşleri. Modern insan, teknolojik ve medeni gelişmeyi kesintisiz bir yukarı doğru yükseliş, bir 'ilerleme' hikayesi olarak okumaya programlanmıştır. Bu kör inanca göre, geçmiş vahşi, karanlık, yoksul ve sefildi; şimdiki zaman ise konforlu, zengin ve aydınlıktır. Ancak insanlık tarihinin en belirleyici dönüm noktası olan tarıma geçiş, bu pembe ilerleme düşlerini ampirik olarak paramparça eder. Tarımla birlikte insan nüfusu mantar gibi çoğalırken, bireysel yaşam kalitesi ve özgürlük serbest düşüşe geçti. Antropologların 'kadim yoksulluk mu, yoksa sözde bolluk mu?' diye tartıştığı bu kavşakta, avcı-toplayıcıların haftada sadece birkaç saat çalışarak muazzam bir besin çeşitliliğine, düşük strese ve yüksek cinsel özgürlüğe sahip oldukları; çiftçilerin ise şafaktan gün batımına kadar kölece çalışarak tek bir gıda rejimine (buğday/pirinç) mahkum edildikleri ve salgın hastalıklarla kırıldıkları ortaya çıkmıştır.
Göğe çıkıp yıldızların ışıltısına ulaşmak yerine,şimdi üzerinde uyuduğumuz toprağın içine girmeyi hayal etmemiz doğru muydu?
“Zaman, onu doğru kullanana yanlış yapmaz” sözü çok haklıdır.
Aşktaki en büyük çelişki şudur: "Neye ihtiyacımız varsa bizimle aynı ihtiyacı duyan insanlara doğru çekiliriz." Yani ihtiyacımızı fark eden ve karşılamayı vadeden kişi en az bizim kadar ihtiyaç içindedir.
Sayfa 191·Kitabı okudu