Şirvan, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor

" Resim yapmak benim için her şey demekti. Bu sayede kendimi birçok açıdan ifade etmeyi öğrenmiştim. Bu yolla gördüklerimi ve hissettiklerimi, henüz benim için bir gerçeklik haline gelmeyen dünya hücresinden bakan bir mahkûm gibi işe yaramaz bedenimde yaşayan zihinde olup bitenleri anlatabiliyordum. "

Sol Ayağım, Christy Brown (Sayfa 71)Sol Ayağım, Christy Brown (Sayfa 71)

Gerçeklik, kendisine uymayan hayallere karşı hep acımasızdır - dolayısıyla hayaller de hep acılı...

Hani, Oruç Aruoba (Sayfa 80)Hani, Oruç Aruoba (Sayfa 80)
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Her tür tarafgirliğin elinden kurtulan düşünce dağılır ve kavramak istediği şeylerin tutarsızlığı ile saçılmışlığını taklit eder. "Akışkan" fikirlerle gerçeklik üzerine yayılınır, ona katılınır; izah edilmez. Böylece, istenmemiş olan "sistem"in bedeli pahalıya ödenir.

Burukluk, Emil Michel CioranBurukluk, Emil Michel Cioran
CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
4 saat önce

Uyuza yakalanmış bir dilencinin görüntüsünün içimizde uyandırdığı tiksintiyi yenmek zorundayız.

Gözlerimizi ve öteki duyu organlarımızı etkileyen bu görüntüye takılıp kalmamamız gerekir.

Çünkü bizi etkileyen şey, gerçeklik değildir. Her varlığın hak ettiği yargıya ulaşmak için çaba göstermeliyiz; çünkü o görüntüden fazla bir şeydir.

Değişen Kafalar, Thomas MannDeğişen Kafalar, Thomas Mann
Esra Koç, Krokodil'i inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Bazen sebepsiz okunan kitapların okuyucuyu seçtiğini, o kitabı okumuş olmanın rastlantı olmadığını düşünürüm. Kütüphanede Dostoyevski köşesine göz atarken, kitap ismi ve kapak tasarımı ile ilgimi çeken Krokodil 'i eve gelip poşetten çıkarırken de böyle düşündüm. Aslında ne listemde olan bir kitaptı ne de Dostoyevski 'nin çok okunan eserleri arasında. Ama gelmişti, benimleydi gerisinin önemi yoktu.

Kitabın başında yazar kısa bir önsözle karşıladı beni. Okuyacaklarımın hayali bir öykü olduğunu ama gayet gerçekçi olduğunu da bilerek okumamı önerdi. Daha ilk paragrafta ise öykü yazmasının okuyucuları tarafından bağışlanmasını, hoşgörü gösterilmesini talep ediyordu. Sana nasıl kızılabilir ki Dostoyevski ne yazarsan yaz okunacağını biliyorsun. Aynı tatlı dille Victor Hugo 'nun Ölüme Mahkum Edilen Bir Adamın Son Günü 'nde ölüme mahkum edilen bir adamın son saatine kadar günlüğüne birşeyler yazdığını varsaymanın da hayali bir gerçeklik olduğunu ve bu baş yapıttan etkilendiğini dile getiriyordu. Ve önsöz bitti. Beş öykü ile baş başayım. Uysal Bir Yaratık, Bobok, Utanılacak Bir Olay, Tuhaf Bir Adamın Rüyası ve Krokodil. Herbirinin çok farklı bir konusu ve konuyu tam anlamıyla yansıtan özgün bir anlatım tarzı var desem eksik yetersiz anlatmış olurum. Öyle ki Uysal Bir Yaratık 'da konuşmayan ve bunu gurur olarak adleden, konuşmadan anlaşılmak istenen adamın kendi kendine konuşmaları, serzenişleri hikayeyle inanılmaz bir bütünlük oluşturmuş.

Bobok hikayesinin ise en ilginç tarafı bana Zülfü Livaneli 'nin Kostantiniye Oteli 'nde mezardaki sultanlar, boğulan şehzadeler ile konuşan kadını hatırlatan; mezardaki konuşmaları dinleyen İvan İvanoviç oldu. Acaba Zülfü Livaneli bu kitaptan mı esinlendi ?

Kitaptaki en beğendiğim öykü ise Tuhaf Bir Adamın Rüyası oldu. Alt metninde kapitalizm eleştirisi olan bu öyküde aynı zamanda kenara itilmiş bir adamın psikolojisi işlenmiş.

Ve son öykü Krokodil. Kitaba ismini veren bu öyküden bir alıntı ile anlatılmak istenen düşüncenin nasıl bir metaforla okuyucu etkilediğini göreceğinizi umuyorum.

"Doğanın boşluklardan nefret ettiği, çok önceleri fizik bilimi tarafından tespit edildi. Bu yüzden krokodilin içi boş olmalı ki, boşluktan nefret edip karşısına çıkan şeyi yutarak içini doldursun. Her krokodilin insanları yutması için tek akılcı neden bu. İnsanların yapılmasında durum aynı değil. Örneğin, insanın kafası ne kadar boşsa onu doldurmak için duyduğu açlık o kadar az, genel kuralın bir istinası bu." (Syf 192)

Gökhan, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor

*Tüketmeden gündeme gelen-ölüm*
Kendimizden gelen, kendimiz olan bir şey vardır; görünmez, ama içsel olarak teyit edilebilir bir gerçeklik: her an kavranabilen ve hiçbir zaman kabullenmeye cesaret edilmeyen ve ancak tüketmeden önce gündeme gelen uygunsuz ve ezeli mevcudiyet: ölümdür bu, hakikî ölçüt odur!

Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran (Sayfa 18 - Metis)Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran (Sayfa 18 - Metis)

Deney konusu :

Askerlere yürütme deneyi ;
Askerlere hedef söylenir : Hedef 40 km.dir !
1.gruba 30 km. yürü denir sonra 10 km. daha ilave edilir,
2.gruba 60 km. yürü denir sonra 20 km. azaltılır,
3.gruba 40 km. yürü denir sonra 40 km. yürütülür,
4.gruba sadece km.taşları gösterilir,

Sonuç :
Her grubun 40 km. ye tepkisi farklıdır
Sebeb,
Stres hormonu ,

Gerçekliğe göre değil
Gerçeklik olarak kabul ettiklerine göre salgılanmaktadır.

Yapılması gereken :
Beklentiler minimize edilmeli,
OLANA KADAR !

Psikoloji günlükleri,

Oğuz, Yanılsama ve Gerçeklik'i inceledi.
 20 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

To build from matter is sublimely great,
But only gods and poets can create...

[Maddeden (bir şeyler) yaratmak, yalnızca Tanrıların ve şairlerin yapabildiği son derece muhteşem bir şeydir.]

1000k kullanıcıları içerisinde bu kitabın okunmamış ve oylanmamış olması beni gerçekten üzdü. Acaba 1000k kullanıcılarına mı hitap etmiyor, yoksa ülkemizde bu kitap okunmuyor mu? Bu iki soru arasında gidip geliyorum ancak ne yazık ki -sanıyorum- iki durumda da okunmuyor.

Ülkemizde insanların özgürlük mücadelelerinden uzak durmasını, özgürlük arayışı içinde bulunmamasını, büyük oranda burjuvazi kesiminin neyin gerçek neyin yanılsama; neyin ideal, neyin taklit -mimesis- olduğunu kavrayamamasına bağlıyorum.

Mitolojiden ve dinin doğup gelişerek dogmalaşmasından örnekler sunarak, kabile toplumlarından modern toplumlara sanatın, şiirin ve şairin evriminin, gerçekçi temellendirmelere dayandıralarak anlatıldığı bu kitapta bolca, Machiavellist rönesans prensliklerinin 15. yy İngiliz edebiyatında Shakespeare'a etkilerine ve James Joyce'a başvuru yapılıyor.

Zamanımızın en büyük kitaplarından biri olan bu kitabı okumak hiç kolay değildir -belki de 1000k okurlarının dikkatini bu yüzden çekmedi. Bu kitap üzerinde çalışılacak, açıklanacak, tekrar tekrar dönülecek; tekrar tekrar dönülse dahi her defasında taze bilgilerin bulunacağı bir kitaptır. Benim için de okuması hiç kolay olmadı. Her paragrafın içeriği altı çizilecek değerde ve ben her bir sayfa üzerinde ortalama 15-20 dakika harcadım.

Sonuç olarak (zahmet edip incelememi okuyan) değerli okur, Türkiye'de orta sınıfı temsil eden bir birey olarak bu kitabın cümlelerinden çıkaracağın umut, durumu berbat olan proterlayanın tek çıkar yoludur. Lütfen bu kitabı oku, iyi etüd et. Neyin gerçek neyin yanılsama ve algı bozukluğu olduğunu tespit et. Bu kitabı hayatı boyunca okumayacak olan proletaryana ve nihayetinde özgürlüğüne sahip çık!

Muhabbetle...

Günsenin, bir alıntı ekledi.
21 saat önce · Kitabı okuyor

Bir şey ne kadar çok ‘gerçeklik’ ya da ‘varlık’ içeriyorsa, o şeyin o kadar çok niteleyeni vardır.

Spinoza, Çetin Balanuye (Sayfa 81)Spinoza, Çetin Balanuye (Sayfa 81)
Tolga Köseoğlu, bir alıntı ekledi.
25 May 23:36 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu ayrımın pek çok feminist düşünürü, feminist etiği inşa etmezden önce yapılması gereken ilk işin, feminist diye nitelenebilecek, kadınlarla erkeklerin farklı bilme tarzlarına sahip oldukları bir epistemolijiyle meşgul olmaya sevk ettiği söylenebilir. Böyle bir epistemoloji projesi içine giren feministlerden bazıları kadınların bilme yollarının erkeklerin biliş biçimlerinden daha üstün olduğunu, bazıları ise iki bilgi tarzının sadece bağdaşmaz olduğunu öne sürerken, çok daha büyük bir kısmı bu iki farklı bilme şeklinin birleştirilmesi gerektiğini savunur. İki bilme tarzı ya da yolu arasındaki ilişki her nasıl kurulursa kurulsun, feministler son çözümlemede mantık ve rasyonalitenin duygu ve sezgilerle desteklenmesi yoluyla, daha sağlam ve kapsayıcı bir gerçeklik resmine ulaşılabileceğini öne sürerler. Kadının entelektüel gelişininde kuru mantıksal ve akli kalıpların duygu ve sezgilerle beslenmesi süreci, onu hakikate erişmede ve değer yargıları oluşturmada daha elverişli bir konuma oturtuyorsa ve bu unsurlar geleneksel etikte hiçbir zaman bulunmamış olan bileşenleri temsil ediyorsa eğer, buradan çıkan sonuç açık olmalıdır. Geleneksel etik en azından bir boyutuyla eksik olup, kadının sesiyle tamamlanma ihtiyacı duyar.

Felsefeye Giriş, Ahmet CevizciFelsefeye Giriş, Ahmet Cevizci