Bir tasavvur dünyasında yaşıyordum...gerçeklik her zaman benim için fantastik bir şeye dönüşebilirdi, hiçbir düzene bağlı olmadan; ve bir anda benim için sükunet alabildiğine dayanıklı bir simülasyondan ibaret oluyordu. Böyle olması hiç de şaşırtıcı değildi, ne de olsa sürekli baskı altında yaşıyor, belki de hiç var olmayan bir davranışı dikkate almak zorunda kalıyorduk durmadan. Bir uyuşmazlıktı bu: Her zaman gerçekliğin tasavvurlarımıza ne kadar yaklaştığını araştırıyorduk...ama tasavvurlarımızın gerçekleşebileceğine inanma hakkımız yoktu. Hayır, kendi tasavvurlarımıza inanmıyorduk, çünkü hiç durmadan araştırıp bu tasavvurlara inanmak için bir neden bulunmadığı konusunda enformasyon sağlıyorduk -kendimize!
Sayfa 39 - *sel·Kitabı okuyor
Alıntı
“Halbuki gözlerin işlevi görmek değil ağlamaktır; gerçekten görmek için de gözlerimizi kapatmamız gerekir.”
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsan göğü çok seviyor diye, zihninde bulutlarla gezmemeli
Alıntı
Bunlar gerçek olabilir miydi? Evet! Her şey gerçek olabilir, insanoğlu her kalıba girebilir.
1000Kitap
rüyalarımdaki öbür hayatımın gerçek hayatımı işgal etmesi nedeniyle berbat haldeydim.
Özdeyişler üzerine bir özdeyiş. İnsan tek bir sözcük yayımlamadan önce bile yazma eylemi konusundaki gerçekleri dile getirebilir; oysa yaşam konusundaki gerçekler ancak hiçbir şey fark etmeyecek kadar iş işten geçtiğinde dile getirilebilir.
Sayfa 185·Kitabı okudu
Alıntı