Bir gölge yansıtmasının meydana geldiği yerde diğer kişinin gerçekliği ile kendi komplekslerimiz arasında ayrım yapamayız. Bizim nerede başlayıp onun nerede bittiğini göremeyiz. Onu göremediğimiz gibi kendimizi de göremeyiz.
İsimlendirmeye gerçeklik atfedilmesi naçizane kanaatime göre analitik düşünme kabiliyetini yok etmektedir. Bu hastalığa müptela olmuş kişiyi övülenler ve övülmeyenler dünyası içinde bir hayata hapseder.
Romanlar: Deneyim vadeden ama hep kenarda, dış çeperde kalıp salt maskelerden, göz boyamalardan, kostümlerden, yapaylıklardan haber veren, pınarlar açmayan, insanı bunalımlara, tuzaklara, savaşlara ve yaşamın pusularına hazırlamayan romanlar. Tek bir şey öğretmeksizin, hiçbir açılım sağlamaksızın, bizi hakikat, andaki mevcudiyet, gerçeklik hakkında sürekli aldatarak, kandırarak... Bırak yaksın; erkekle kadın arasında, ıssız gecelerin zifiri karanlığında yaşanan acımasızlıklara, zalimliklere ilişkin çıplak gerçeği bizden gizleyen dünyanın bütün kitaplarını kül etsin! O satırlardaki soyutlamalar, kaçamak, baştan savma ifadeler bize umutsuzluk, çaresizlik anlarında gereksindiğimiz zırhı sağlamıyor ki.