10/10
·125 syf.··
2026 189. kitabı
Bazen hayatı fazla ciddiye aldığımızı, her şeyi "mantık" süzgecinden geçirerek kendimizi mutsuzluğa mahkum ettiğimizi düşünüyorum. Erasmus tam da bu noktada imdadıma yetişti. Deliliğe Övgü, aslında akıllı geçinen bizlerin, aslında nasıl da büyük bir yanılgı içinde olduğumuzu yüzümüze vuran o muazzam tokat gibi. Kitabı okurken çoğu zaman "Evet, tam da bu!" dedirten, kendi absürtlüklerimizi gülümseyerek kabul etmemizi sağlayan bir tarafı var. Erasmus bize kusursuz olmaya çalışmanın ne kadar yorucu olduğunu hatırlatıyor. Eğer kendinizle dalga geçmeyi seviyorsanız ve dünyadaki onca maskeli insanın arasında biraz olsun gerçeklik arıyorsanız, bu kitap sizin için bir sığınak. Çok eski bir metin olmasına rağmen, bugünün insanına hala en çok lazım olan şeyi; yani "kendine gülmeyi" öğretiyor.
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202315,2bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:53
Asılacak Kadın kitabı gerçek bir hikâyeden esinlenmiş... yazarken bile bunu düğüm düğüm oluyorum. Böyle bir şeyin gerçekten yaşanmış olması aslında ne yazık ki alışıldık; buna rağmen okurken içim sıkıldı, çokça öfkelendim. Kadının haklarının olabileceğinden bile haberdar olmaması, kendi hayatı üzerinde söz sahibi olduğunu düşünememesi ne yazık ki hâlâ çok tanıdık bir gerçeklik. Yalçın karakterinin, adeta günah çıkarır gibi bir anlatıcı olarak karşımıza çıkmasını ise garipsedim. Bu tercihten çok hoşlanmadım; karaktere verilen bu alan bende rahatsızlık yarattı açıkçası. … Kitabın bir dönem yasaklı kitaplar arasında yer alması ve gerekçe olarak “müstehcenliği özendirmesi”nin gösterilmesi ise gerçekten sinir bozucu. Kadının köleleştirilmesine, sömürülmesine ve şiddete maruz bırakılmasına dikkat çekmek amacıyla yazılmış bir kitabın, içerdiği unsurlar nedeniyle yasaklanması tam da Türkiye’nin çelişkilerinden biri gibi geliyor bana. Sorun anlatılan şiddet değil, o şiddetin görünür kılınması olmuş. Asılacak Kadın, okuması kolay olmayan kısacık bir kitap, kadınların yaşadıkları ise uzun çok uzun…
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:29
Kitap “İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları", İngilizlerin İslâm Düşmanlığı, İslam dünyasının geçmişte maruz kaldığı siyasi, kültürel ve fikrî müdahalelere dikkat çekmeyi amaçlayan tartışmalı bir metindir. Eser, Batılı güçlerin İslam coğrafyasındaki etkilerini bir casusun ağzından aktarmaya çalışırken, okuyucuyu tarih, siyaset ve inanç ekseninde düşünmeye sevk ediyor. Sömürgecilik, istihbarat faaliyetleri ve toplumsal dönüşümler arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Bununla birlikte eser, akademik bir tarih çalışmasından ziyade belirli bir bakış açısını yansıtan, ideolojik bir metin niteliği taşıyor. Anlatılanları farklı kaynaklarla karşılaştırmak, tarihsel gerçeklik ile yorumları birbirinden ayırmak önemlidir. Kitap, İslam dünyasının yaşadığı kırılmaları, dış müdahalelerin etkisini ve Müslüman toplumların birlik meselesini gündeme getirirken, okuyucuda hem merak hem de eleştirel düşünme ihtiyacı uyandırmaktadır. Tarihsel olayların arka planını sorgulamak isteyenler için dikkat çekici, ancak tek başına nihai bir kaynak olarak değil, farklı görüşlerle birlikte değerlendirilmesi gereken bir eserdir.
1000Kitap
İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları ve İngilizlerin İslam DüşmanlığıM. Sıddık Gümüş · Hakikat Kitabevi · 20092,495 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 20:52
Kızıl Nehirler, okuru yalnızca bir cinayet soruşturmasının peşinden sürükleyen bir roman değil; aynı zamanda insan psikolojisinin karanlık noktalarına dokunan, yoğun atmosferiyle etkisi uzun süre devam eden bir eser. Daha ilk sayfalardan itibaren hissedilen gizem, hikâye ilerledikçe yerini giderek artan bir gerilim ve tedirginlik duygusuna bırakıyor. Roman boyunca yaratılan kasvetli ortam, olayların geçtiği yerlerin ürkütücü yapısıyla birleşerek okuyucuyu hikâyenin içine çekmeyi başarıyor. Yazar, suç unsurlarını sadece merak duygusunu canlı tutmak için değil, insanın içindeki karanlığı gözler önüne sermek için de kullanıyor. Bu nedenle kitap, sıradan bir polisiye olmaktan çok daha fazlasını sunuyor. Beni en çok etkileyen nokta ise kurgunun ustalıklı şekilde ilerlemesiydi. Her bölüm yeni sorular ortaya çıkarırken cevaplar da okuyucuyu daha büyük bir gizemin içine sürüklüyor. Birbirinden bağımsız gibi görünen olayların zamanla tek bir noktada buluşması, kitabın heyecanını sürekli yüksek tutuyor. Bu yüzden elimden bırakmakta zorlandığım romanlardan biri oldu. Karakterler mükemmel ya da kusursuz insanlar olarak çizilmemiş. Aksine, geçmişlerinin yükünü taşıyan, hataları ve zaafları olan kişilerden oluşuyorlar. Bu durum hikâyeye gerçekçilik kazandırırken, onların yaşadıkları çatışmaları daha ilgi çekici hâle getiriyor. Grangé’nin anlatımı sert, doğrudan ve etkileyici. Olayların karanlık yönlerini gizlemiyor ya da hafifletmeye çalışmıyor. Bu da romanın yarattığı etkinin daha güçlü hissedilmesini sağlıyor. Kızıl Nehirler, sürükleyici kurgusu, güçlü atmosferi ve şaşırtıcı olay örgüsüyle polisiye sevenlerin uzun süre unutamayacağı kitaplardan biri.
Kızıl NehirlerJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 202417,6bin okunma
9/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2018 00:00
Hayatın o sarsıcı, dönüştürücü belki bazen öğütücü yanını nazara veren bir hikâye ile karşı karşıyayız bu dünyada. Uğruna ölümü göze alacağımız değerlerin, düşüncelerin bir gençlik hevesi olduğuna bizi ikna edecek bir kurgunun içerisinde yaşıyoruz. Dava şuurunu iliklerimize kadar hissettiğimiz gençlik yıllarından bugüne dünyanın pörsüterek aşındırdığı o devasa değerler manzumesinin birer fantezi olduğuna iman etmeye icbar edildiğimiz bir “sanal gerçeklik” ile karşı karşıyayız. Pek az kimse çağın tüm cazibesiyle yolundan döndürmek üzere büyük mücadelelere giriştiği bu büyük savaşa direnebiliyor. İnsanların ekserisini caydıracak haklı(!) bir mazeret(!) bulunuyor. Her yeni nesil bu hikâyeyi yeni baştan yaşamaya mahkûm sanki. Birileri gelip birileri gidiyor. Neticede koca koca sözler edip sonra da o parlak sözlerin altında kalmış, o aydınlık düşüncülere yabancılaşmış insanlar boy gösterir olmuş her yanda. Zaaflara kapılmak, “hayatın gerçeklerinin görülmesi” olarak yutturulur olmuş.  Horatius’un dediği gibi 'quid rides, de te fabula narratur/ ne gülüyorsun anlattığım senin hikâyen.‘ İşte Mustafa Kutlu’nun 1983 yılında kaleme aldığı ‘Ya Tahammül Ya Sefer’ bizim hikâyemizi anlatıyor. Herkes kendine bir rol biçebilir bu hikâyeden. Makam uğruna kırk takla atıp, inançlarından, mukaddesatından, kimliğinden ödün verenlerimiz; kendini avukat Yunus Beyin yerine koyabilir. Gençliğinde medreseden bozma öğrenci yurdundaki hızlı mücahitlerden olan Yunus Bey bakan olur ve eşine başörtüsünü açtırtır. Kimimiz Yunus Beyin zaaflarını barındırıyoruz. Ve örtüyü çıkarmanın ağırlığı altında inleyip her akşam gözyaşı döken eşi Neslihan Hanımın rolünü eşinin yönlendirmeleriyle maneviyatından taviz verenlerimiz üstlenebilir. Kariyer ve kadın cazibesinin davayı terk ettirdiklerinin hayatı
Ya Tahammül Ya SeferMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201315,7bin okunma
Bu Dünyanın Krallığı
6/10
·143 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:43
Gabriel Garcia Marquez ve Yüzyıllık Yalnızlık'la ünlenen büyülü gerçeklik akımının fikir babası sayılıyor #y:12250. Kitabın ilk bölümü biraz Avrupa edebiyatına salvo ve büyülü gerçeklik edebiyatına giriş gibi olduğu için ilgi çekiciydi. Fakat bölümler ilerledikçe özellikle Afrika ve Haiti kültürleri de işin içine girip (hayvana dönüşmeler ve ayinler gibi şeylerden bahsediyorum) hikaye benim için çok aktı diyemem maalesef. Ortalama üstü bir kitaptı ama çok üstü değil.
1000Kitap
Bu Dünyanın KrallığıAlejo Carpentier · Sia Kitap · 2025229 okunma