Kitap, zamanın ellerimizin arasından nasıl kayıp gittiğini ve bu kısıtlı sürede ruhsal dinginliğe nasıl ulaşabileceğimiz üzerinde duruyor. Seneca’nın özellikle zaman yönetimi ve insanların hayatı ertelerken aslında nasıl hızla tükettiği konusundaki tespitleri zamansız. Yaşamayı öğrenmek bir ömür sürer, derken haksız olduğunu düşünmüyorum.Ancak, Stoacılık üzerine çok daha samimi, insan ruhuna doğrudan dokunan daha farklı kitaplar okumuştum. Seneca’nın dili ve yaklaşımı, felsefeyi popülerleştirmek isterken fazla didaktik ve yukarıdan bakan bir tona bürünüyor. Seneca bize ideal olanı kusursuz bir teorikle anlatıyor, ama biz insanların zaten o süreçte çektiği sancılardan bihaber.
Belki de benim için doğru kitap, yanlış zaman durumuydu bu. Felsefenin ve hayatın ritminin daha farklı aktığı, zihnimin didaktik ve köşeli uyarılara ihtiyaç duyacağı başka bir dönemde okusaydım, yazarın mesafeli duruşu beni bu kadar rahatsız etmeyebilirdi. Kitapların hayatımıza girmek için doğru anları beklediğine inanırım,Seneca ile yollarımız bu sefer biraz aceleye gelmiş olabilir.