Yaprak Dökümü, yalnızca bir ailenin dramı değil; aynı zamanda bir dönemin sosyolojik bir aynasıdır. Reşat Nuri, karakterlerin yaşadığı bireysel çatışmalar üzerinden aslında tüm bir toplumun geçirdiği kültürel değişimi gözler önüne serer. Eser, özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarında şehirli orta sınıfın yaşadığı değer karmaşasını çarpıcı bir şekilde işler.
"Yaprak Dökümü", adını sonbaharda ağaçlardan dökülen yapraklardan alır. Bu metafor, Ali Rıza Bey'in ailesinin dağılmasını, değerlerinin yitirilmesini ve eski düzenin yıkılışını simgeler. Her bir yaprak dökümü, ailenin yaşadığı bir kaybı, bir düşüşü temsil eder. Roman boyunca Ali Rıza Bey, ailesini bir arada tutmak için mücadele etse de, modernleşmenin getirdiği savurganlık, ahlaki yozlaşma ve bencillik karşısında çaresiz kalır. Kızlarının yanlış evlilikleri, savurganlıkları ve sonunda düşkün durumları, babalarının iç dünyasında büyük yıkımlara yol açar.