sokrates'in deyimiyle,
meletos ozanların
anytos el işçileri ile siyasal adamların
lykon söylevcilerin,
hınçlarını dile getirerek bu kara çalmaları yapan kişiler.
suça gelince,
çevirmen ön yazısında suçu, "devletin tanrılarını tanımamakla, ortaya yeni kutsal yaratıklar atmakla, gençliği baştan çıkarıp, doğru yoldan ayırmak" olarak belirtiyor.
sokrates ise savunmasının bir yerinde suçlamanın "yeraltında, gökyüzünde olup bitenleri araştırıyor, açıkça; eğriyi doğru diye gösteriyor, başkalarına da kendisi gibi olmalarını öğretiyor." olduğunu birazda dalga geçercesine ya da suçlamanın saçmalığına dikkat çekmek adına dile getirmiş...dalga geçtiği hissine ben kapıldım en azından.
..
kitaba yani savunmaya dönersek, üç bölümden oluşuyor;
sokrates,
1. bölümde, suçlamalara karşı savunmasını yapıyor.
2. bölümde suçlama kabul edildiği için cezasının saptanması üzerine konuşuyor yani öneri de bulunuyor ki (para cezası miktarı gibi) o zaman atina'da sanırım bu bir zorunluluk ya da gelenekti.
3. bölümde ise cezası belli olduktan sonra bunu yorumluyor ve sonuçlarını tartışıyor.
sokrates ilk bölümde kendisini suçlayanları "bir beni şimdi suçlayanlar, bir de eskiden suçlamış olanlar." diye ikiye ayırıyor ve savunmasına ikinci gruba cevaplarla başlıyor...kendisi hakkındaki olumsuz düşüncelerin az buçuk bilge olmasından kaynaklandığını söylüyor ve bu sürecin nasıl geliştiğini de anlatıyor.
sokrates'in çocukluk arkadaşı olan khairephon bir gün delphoi'ye (tapınak) gidip biliciye (çevirmen böyle çevirmiş ama orijinali ne merak ettim) dünyada sokrates'ten daha bilge biri olup olmadığını sormuş, aldığı cevap ise yoktur şeklindeymiş...asıl sokrates ile ilgili hikayede bundan sonra başlamış.
sokrates'te bu cevap üzerine, "tanrının demek istediği ne ola, sözlerinin gizlediği anlam nedir?