Barış Manço - Dönence
İbrahim...
İbrahim… İçimde bu kaçıncı giden büyüttüğüm şehirlerden, Benim gülüşüm şehrin gülüşüdür, Ruhumu soyunmam bedenimden yine, Alacağım çoğalır yaşamaktan verirse yaş benimdir, Hesapların derin hengamesine gerek yok, İçimde bu kaçıncı giden büyüttüğüm şehirlerden, Mavi göğümde bir bulut asılı durur… …🖋️biR’ münZ’evi üstâd @ustad_kaLem 22/06/2026 İsmail Karasu İsmail Karasu İsmail Karasu ( dönence )
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İbrahim...
İbrahim… İçimde bu kaçıncı büyüttüğüm giden şehirlerden, bu kaçıncı gömüşüm yalnızlığı karanlık gecelere, Bir sevgili ölüm göz kırpar gençliğime, kaçar gibiyim yine bir şeylerden, Ruhumu soyunmam bedenimden yine sürgün yemiş gibi kalbim bir şeylerden, Alnıma yazılan ne kader boşuna, ne yağan yağmur usul usul, asılı durur mavi göğümde bir bulut, Hiçbir şey boşuna değil yağarsa yağmur benim ne bu zifiri karanlık, İçimde bu kaçıncı büyüttüğüm giden şehirlerden gözleri dolanmış çocukluğumun saçlarına, Mevsim eskitir benim gülüşüm kaç şehrin gülüşüdür, benim gülüşüm… …🖋️biR’ münZ’evi üstâd @ustad_kaLem 22/06/2026 İsmail Karasu İsmail Karasu İsmail Karasu ( dönence )
Şiir
Geceye, Barış Manço'dan bir şarkı bırakıyorum.
Gün çoktan döndü buralarda Ve ben simsiyah bir gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum Duyuyorum, görüyorum Bir gün gelecek dönence, biliyorum Simsiyah gecenin koynundayım, yapayalnız Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyo.....
Alıntı
Dönence
seni ve beni ifade ediyor, bu ölümsüz şarkımız Dönence, kış da olsa güz de olsa mevsim bahar oluyor sen gelince. Ferhat'a dağlar düz yol, Mecnun'a gülistana dönüyor, sevince. Aşıklar, dertlidir, anlatırlar bütün sevdaları kendi gönül dilince... KK
Dönence
Simsiyah bir gece ve ben koynunda yapayalnızım. Gece geç saatlerde, bilhassa 00.00 sonrasında insan yalnız hisseder. İsterse milyonlar olsun yanında, bir kez de olsa tadacak o hissi yürek. O hissi geçirmek zordur, hatta imkansıza yakındır da. Durur düşünürsün, tavanı, tavandaki lekeleri ve her bir şekli ezberlersin zamanla. Bakarsın saate, kaç saat uyuyacağını merak edersin ve yatağa girdiğinde henüz gece yarısına yeni gelmiş olan saat, bir bakmışsın gecenin üçü olmuş. Bir gaflet yatmazsan o saatte, tebrikler; sabahın beşine sürgün yedin. Ve lanetlendin. Sabahın ya da gecenin beşi, fark etmez. Sürdün yediğin o saatten sonra uyusan yetmez, uyumasan gitmez. Düşünceler bir kemirgen olup beynini yok ederken ağır ağır baş ağrısı sızar içeri. Kumlar fırlatırlar gözlerine, kıpkırmızıdır beyaz olması gereken kısımları. Mor halkalar misafir olur gözlerinin altına. Uyutmaz sabah beşler, gece üçler. Uyutmayan aslında düşünceler. Yorgunluk daimi yoldaşın, huzursuzluk ebedi dostun olur yanında, bir gölge gibi takip ederler seni. Gölgenden kurtulabilir misin? Simsiyah gecenin koynunda, yapayalnız hisseden herkese. Yalnızlık aslında en büyük kalabalıktan taşar ve sen o kalabalığın içinde kendine bile yabancı kaldığında ruhundan sürgün yemiş gibi uçsuz bucaksız, ışık görünmeyen o yola girersin; gördüğün ilk ışığa koşma çünkü karanlık bir tünelde gördüğün her ışık kurtuluşun olmaz. Trenler de tünele ışık tutar, o ışığa kanma, emin olmadan adım atma ve unutma; en yalnız anında bile sen varsın yanında.
Alıntı