Sadece kadınların yaşadığı ve her şeyin incelikle düşünüldüğü bir ülke…
Kadınlar Ülkesi’ni okurken o ülke hakkında hissettiğim tek şey huzurdu. Gücün tahakkümle, düzenin korkuyla ve sistemin baskıyla kurulmadığı bir dünya… Kadınların merkezde olduğu bu toplumda üretim, paylaşım, eğitim, güvenlik, sağlık ve yaşamın tüm detayları özenle planlanmıştı. Çünkü esas olan “kontrol” değil, sürdürülebilirlikti.
Kitabı okurken, kendi düzenimizdeki eksikliklerle yüzleşip üzüldüğüm çok oldu. Yazar, erkek egemen düzenin yarattığı kaos, rekabet ve hiyerarşinin yerine uyum, şefkat ve iş birliğini koyarak doğal bir yaşam biçimi sunmuş.
Keşke böyle bir ülke günümüzde bu kadar uzak hissettirilmeseydi.
10/10