9/10
·416 syf.··
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:06
Kitabı okurken aklıma John Fowles'in kitaplarından birisindeki bir tespiti geldi. Amerikalı yazarların Hollywood tarzı, süslü anlatımlarına dair eleştiride bulunuyordu. Konu müthiş, anlatım harika, kurgu muhteşem, bilimsel veriler akla yatkın, mantık hatası ben hiç görmedim. Teoloji ile bilim kurgunun harmanlanmış hali. Başlangıçta bir an bir dakika yazar beni nereye götürüyor dedim. Ama sonra anladım gelinen yeri. Konunun akışını, olayların nereye varacağını bir taraftan merak ederken Tanrı kavramına dair teolojik ve felsefi tartışma içinde buldum kendimi. Teolojik tartışma bilindik argümanlarla sınırlı. Ama olayların akışı ile birlikte değerlendirildiğinde çok çarpıcı. Baştaki konuya dönersem. Amerikan yazarlar böyle konuları bulmakta kurgusal olay akışı ile etkileyici bir şekilde sunmakta çok iyiler ama aşırı süslü Amerikanvari anlatım ile tüketilecek ve unutulup gidecek tarzda yazmaları dikkat çekici. Bunu bir İspanyol, Portekiz ya da Fransız yazar yazsa, nasıl olurdu diye sordum kendime. Bir İngiliz ise asla yazamazdı böyle bir şeyi bence. Ama işte böyle kitaplar da Amerikan yazarlardan çıkıyor genelde. Kitabı kütüphanemize kazandıran bilge kitap kurduna geçmiş olsun dileklerim ile birlikte sonsuz teşekkürler.
SerçeMary Doria Russell · Metis Yayıncılık · 2003370 okunma
Serçe
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 11:07
Serçe, bilimkurgu bir eser olup, konusu esasında uzayda geçmekte fakat insanın inancına, yalnızlığına ve acılarına dair işlenen derin bir romandır. Başka bir gezegene giden bir grup insanların aslında iyi niyetle yaptıkları şeylerin nasıl da büyük ve geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğini aktarır. Rahip Emilio'nun yaşadıkları, karakter değişimi oldukça sarsıcı. Bu yüzden roman sadece bilimkurgu değil, aynı zamanda psikolojik ve felsefi açıdan bizlere aktarılarak anlatılmaktadır. Akıcı ama duygusal yönden ağır bir kitap. Özellikle farklı kültürleri anlamak, her bireyin sınırlarını ve yaşanmışlıklarını sorgulayan ve düşündüren bir kitap.
1000Kitap
SerçeMary Doria Russell · Metis Yayıncılık · 2003370 okunma
Reklam
10/10
·512 syf.·
2026 11. kitabı
Kitabı okurken kendime sürekli şunu sordum: Bu gerçekten bir bilim kurgu mu, yoksa insanın içini deşen bir hikâye mi? Başta bir uzay yolculuğu gibi başladı ama ilerledikçe aslında inanç, yalnızlık ve anlam arayışıyla yüzleştiğimi fark ettim. Okudukça sanki ben de o bilinmeyene doğru gidiyormuşum gibi hissettim. Emilio Sandoz karakteriyle ayrı bir bağ kurdum. Onun yaşadıkları bana şunu düşündürdü: İnsan neye tutunur olur ki, inanç dediğimiz şey ne kadar dayanıklı kalabilir ki? Yaşadığı şeyler karşısında verdiği tepkiler çok gerçek geldi, hatta bazı yerlerde kendimle karşılaştırdığım bile oldu. Bu yüzden hikâye sadece okunup geçilecek bir şey değil, biraz da insanın içine dokunuyor (aslında tam anlamıyla). Kitap bittiğinde aklımda net cevaplar yoktu ama bir sürü soru vardı. Belki de en etkileyici yanı buydu. Bana göre Serçe, sadece bir hikâye anlatmıyor; insanı kendiyle baş başa bırakıyor ve düşündürmeye devam ediyor. Okuduktan sonra bile etkisi kolay kolay geçmiyor. Etkileyiciydi dahası merak severlik söz konusu olarak sürüklenen bi kitap.. aslında kendimle yüzleştiğim bir roman oldu.
Edebiyat
SerçeMary Doria Russell · Metis Yayıncılık · 2003370 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 3. kitabı
Olay örgüsü oldukça ilgi çekici olsa da okuması biraz zor oldu benim için. Ama kesinlikle akılda kalıcı bir eser. İnanç ile ilgili pek çok tartışma var içinde. Yine de kitaptaki eksik bilimkurgu yönünün zayıf kalması.
SerçeMary Doria Russell · Metis Yayıncılık · 2003370 okunma
10/10
·416 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 11:16
“Civzit bilim adamları dinlerini yaymaya değil,öğrenmeye gidiyorlardı.Tanrının başka çocuklarını tanımak ve sevmek için gidiyorlardı.Cizvitleri keşfedilen yerlerin en uzak sınırlarına götüren hep o aynı nedenle hareket etmişlerdi: Ad majorem Dei gloriam,Tanrının şanını yüceltmek için…” “Zarar vermek gibi bir niyetleri yoktu,ta ki…” 𝐈̇𝐧𝐜𝐢𝐥-𝐌𝐚𝐭𝐭𝐚 𝟏𝟎:𝟐𝟗-𝟑𝟓 “𝐈̇𝐤𝐢 𝐬𝐞𝐫𝐜̧𝐞 𝐛𝐢𝐫 𝐦𝐞𝐭𝐞𝐥𝐢𝐠̆𝐞 𝐬𝐚𝐭𝛊𝐥𝐦𝛊𝐲𝐨𝐫 𝐦𝐮?𝐀𝐦𝐚 𝐓𝐚𝐧𝐫𝛊’𝐧𝛊𝐧 𝐛𝐢𝐥𝐠𝐢𝐬𝐢 𝐨𝐥𝐦𝐚𝐝𝐚𝐧 𝐛𝐢𝐫 𝐭𝐚𝐧𝐞𝐬𝐢 𝐛𝐢𝐥𝐞 𝐲𝐞𝐫𝐞 𝐝𝐮̈𝐬̧𝐦𝐞𝐳.“ 8 kişilik bir Cizvit bilim insanının Rakhat gezegenine yaptığı yolculuğu anlatan bir bilim-kurgu okuyacağınızı sanıyorsunuz…Ama öyle değil. Şu an elime başka bir kitap almayı düşünmüyorum, elim gitmiyor.Çünkü bu kitabı aşamıyorum. Bunun üzerine hangi kitap beni tatmin edebilir, gerçekten bilmiyorum. Emilio Sandoz’la birlikte 8 kişinin Rakhat yolculuğu; bilinmeyen bir gezegene yapılan bir keşiften çok daha fazlası.Bu; bir sevgi arayışı, bir inanç sınavı, suçluluk, kayıplar ve insanın Tanrı’yı anlama çabasına dönüşen uzun ve acı bir yolculuk… “Tanrı’nın diğer çocukları” olarak adlandırılan Jana’ata ve Runa türleriyle tanışan bu ekibin tek amacı dostluktu… Ama iyi niyet, her zaman masum sonuçlar doğurmuyor tabi.İstemeden de olsa, bu gezegenin yaşamına yapılan müdahale büyük bir yıkımı beraberinde getirdi… Ve geriye…Yaşadıklarıyla paramparça olmuş bir Cizvit rahibi kaldı. Emilio Sandoz’un Tanrı’yla kavgası, isyanı ve onu inatla arayışının hiç bitmemeside çok etkiledi beni. Tanrı bulunamadığında mı acı bu kadar büyüyor, yoksa bulunduğu sanıldığında mı? Çünkü yaşadıkları, “neden?” sorusundan çok daha ağır bir yük…Anlamlandırılamayan bir acı. Kitabın sonu ise inanılmaz yıkıcı.Hiçbir şekilde teselli etmiyor sizi.Sadece insanın elinden her şeyi alıp, onu Tanrı’yla baş başa bırakıyor. Okuduğum en etkileyici ve en mükemmel
SerçeMary Doria Russell · Metis Yayıncılık · 2003370 okunma
9/10
·548 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 18:54
Mary Doria Russell’ın Tanrının Çocukları romanına başlamam, bir önceki kitap olan Serçe ile kurulan güçlü bağ yüzünden neredeyse kaçınılmazdı. Serçe’de anlatılan hikâye yarım kalmış gibiydi; sorular cevapsız, yaralar açık, sessizlik fazlaydı. Bu yüzden Tanrının Çocuklarını elime aldığımda bir devam kitabı okumaktan çok, yarım bırakılmış bir yüzleşmeye geri dönüyormuşum hissi vardı. Roman, ilk kitaptaki olayların sonuçlarını merkeze alıyor ama bunu kolay bir şekilde yapmıyor. Okuru rahatlatmak gibi bir niyeti yok. Aksine, inanç, suçluluk, vicdan, umut ve insan olmanın bedeli gibi meseleleri daha sert, daha çıplak bir dille ele alıyor. Tanrının Çocukları, cevap vermekten çok soru sormayı tercih eden bir kitap. Üstelik bu sorular, yalnızca karakterlere değil, doğrudan okura yöneltiliyor. En çok etkilendiğim yönlerden biri, karakterlerin iç dünyalarının derinliği oldu. Özellikle Emilio Sandoz’un yaşadıkları, yaşadıklarını anlamlandırma çabası ve bununla başa çıkma biçimi oldukça sarsıcı. Russell, acıyı dramatize etmeden anlatmayı başarıyor; olan biteni süslemiyor, yumuşatmıyor. Bu yüzden bazı bölümler kolay okunmuyor ama tam da bu yüzden etkisini uzun süre koruyor. Kitap boyunca karşıma çıkan bazı cümleler, yalnızca hikâyeye değil, doğrudan kendi hayatıma temas etti. İnsan bazen okuduğu bir cümlede kendini yakalar; daha önce hissettiği ama kelimeye dökemediği bir duyguyu bir başkasının cümlesinde bulur. Tanrının Çocukları bana bunu birkaç kez yaşattı. İnançla ilgili kısımlar, insanın kendisiyle hesaplaşması, yaptığı seçimlerin ağırlığı… Bunlar yalnızca kurmaca düzlemde kalmıyor, ister istemez insanın kendi yaşadıklarına da dokunuyor. Russell’ın dili sakin ama sert; şiirsel olmaya çalışmıyor ama yer yer çok güçlü ifadelerle karşılaşıyorsunuz. Güzel sözler var ama “güzel”
Tanrının ÇocuklarıMary Doria Russell · Metis Yayıncılık · 201686 okunma
Reklam
Reklam