"Bazı zamanlar ruhumun sıkıldığı , her şeye kayıtsız kaldığım, vurdumduymaz olduğum günler oluyor. Doğuştan ürkek yapılı, özgüvensiz ve çekingen biriyim ben. Hayatla bir türlü aynı çizgide ilerleyemiyorum. Kendi kendime söz geçirmekten acizim. Oysa çevremde hiç de dürüst olmayan , mantıklı tavırlar sergilemeyen tonla insan var ve hepsinin de günleri hayat dolu ve neşeyle geçiyor. Bense kendi rızamla başkalarına iyilik etmeme rağmen tedirgin ve ezik tavırlarımdan kurtulamıyorum.."
Beni ele alalım; her şeydeki , yani kendimdeki tekdüzelikten kurtulmak uğruna bir kulübeye ya da mağaraya kaçmaya hazırım ama kendi varlığımın bir özelliği olan tekdüzeliği gittiğim her yere taşıyacağımı bile bile , o kulübeye gitmeli miyim acaba?
Var olduğum yerde, var olduğum için göğsüm sıkışırken ve bu hastalığın etrafımı saran şeylerden değil, ciğerlerimden kaynaklandığını bilirken , daha rahat nefes alabileceğim bir yer bulabilir miyim?