Yaradılışı itibarıyla, çok az şeyi sukûnetini bozacak kadar önemserdi. Yeryüzünde kendisini gerçekten heyecanlandıran tek bir duygu vardı, onda da kalbi böyle atmıyor, sanki durmuş gibi oluyordu.
Atılan ilk adımın sevinciydi bu... Ne var ki meydana indiğinde yüzüne vuran rüzgârla birlikte gülücüğü de uçuverdi. Hava hiç soğuk değildi. Zaten Aşçıbaşı'nı üşüten şey de dışarıdan değil, içeriden geliyordu.
Hayatımın yoğunluğundan dolayı okurken zorlanmayacağım akıp gidecek bir kitap arayışındayken rafta dikkatimi çekmişti. Aslında çok kısa sürede okunabilecek kitap ancak ben hiç bitmesin istedim. Bana "ilk kez yaşadığım bu hayatta ne istediğimi" sorgulattı. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği karakterler ve hikayeleri var. Bir hayalin zorluğu, kolaylığı, doğruluğu üzerine tartışmalar da bence ufuk açıcıydı farklı bakış açıları. Benim açımdan keyifli ve huzurlu bir okuma oldu. Sadece Berlin'deki hikaye tamamlansaydı daha mı güzel olurdu? diye düşünüyorum. Günlük yaşamdan uzaklaşmak isteyenlere tavsiye edilebilecek türden bir eser.