Tüm Kitap İncelemeleri: instagram.com/kitapincele
Dr. Şerafeddin Kalay, yüksek lisans ve doktorasını Mekke-i Mükerreme’de bulunan Ümmü’l-Qurâ Üniversitesi’nde yapmış, 18 yıl Mekke’de yaşamış ve İslami eserleri ile öne çıkmış bir isim. Kalay şu anda çalışmalarına, Avrupa İslâm Üniversitesinde öğretim üyesi olarak devam etmektedir.
İslam hukuku ve devlet hukuku gibi çok daha geniş kavramları karşılamakla birlikte, Peygamber Efendimiz’in (sav) hayatının anlatıldığı kitaplara siyer denir. Kalay’ın hazırladığı “Siyer-i Nebi”, hacim olarak küçük bir eser olup, konuya yeni başlayanlar için uygun bir eser niteliğinde. Siyer, tüm Müslümanların okuması gereken eserlerden biridir.
“Siyer-i Nebi” eseri, Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa etme süreci ile başlar ve Peygamberimizin (sav) veda hutbesi ile sonlanır. Bu zaman dilimindeki olayları, ileri ayrıntılar vermeden anlatır. O dönemi yaşatırcasına anlatan eser, sizi alır ve kızgın güneşin altında sinelerin kavrulduğu cahiliye dönemine götürür. İslam ile yumuşayan gönüllerin huzuru ile de sonlanır.
Eser, okuması güzel, akıcı ve bilgi yönünden yeni başlayanlar için yeterli bir eser. Eserin olumsuz yanlarından biri, çok fazla yazım yanlışı olması. Bir editör okuması yapılması iyi olur. Bir diğer olumsuz yanı ise, ileri düzey ayrıntılı bir eser isteyenler için yeterli olmaması. Ancak benim kanaatim şu ki bu eser, ilk defa siyer okuyacaklar için uygun bir eser. Herkese hayırlı okumalar diliyorum.
Siyer-i NebiM. Şerafeddin Kalay · Üsküdar Belediyesi · 2014176 okunma
Tüm İncelemeler: instagram.com/kitapincele
Gazeteci - yazar İsmail Saymaz, yakın dönem siyasi, politik ve dini olaylar başta olmak üzere Türkiye için önemli meselelerde sesini avazı çıktığı kadar çıkaran bir isim. Muhafazakâr kesimden kimileri, İsmail Saymaz için “karşı mahalleden” tabirini kullanır. Oysa Saymaz’ın şahsi fikirleri ile değil, söyledikleri ile değerlendirilmesi gerekir. Zira Saymaz’ın söyledikleri, yabana atılamayacak kadar önemlidir.
Saymaz, “Kimsesizler Cumhuriyeti” eserinde, öğrenci yurtlarında meydana gelen hazin olayları inceliyor. Yangın, taciz, tecavüz gibi bu olayların bir kısmı, bir dönem ülke gündemini sarsmış ancak sonradan “planlı bir şekilde” gündemden düşürülmüş olaylar. Eserdeki bir olayda, ihmal sonucu çıkan ve yine ihmal sonucu uygun şekilde kontrol edilemeyen yangın sonucunda ölen çocuklar, aylarca ve hatta bazıları yıllarca taciz ve tecavüze uğrayan erkek çocuklar, uygunsuz şartlarda çalıştırılan öğrenciler yer alıyor.
Saymaz’ın anlattığı bu olayların ortak özelliklerini ifade etmekte yarar var. Olayların çoğu, bir tarikat veya cemaatin yurdunda/evinde gerçekleşiyor. Dinini öğrensin, eğitimine destek olunsun diye teslim edilen çocukların canına ve namusuna kast ediliyor. Olayların gerçekleştiği mekânların çoğu kaçak yurt konumunda. Kimileri ise sahte/yetersiz denetimler sayesinde faal kalmaya devam ediyor. Çocukların hepsi darlı gelirli ailelere mensup. Yani aileler, kimisi ücretsiz olan bu yurtlara, çocuklarını göndermeye muhtaç kalmış. Tüm olayların ardından suç bir iki kişiye kalırken, olayın arkasındaki tarikat/cemaat olaydan etkilenmiyor. Bir şekilde korunuyorlar. Olaylar hızlı bir şekilde kapatılmaya çalışılıyor. Tüm bu ortak özellikler üzerine iyi düşünmek gerekiyor.
Ebeveynlerin, çocuklarının Kuran okumayı, namaz
Tüm İncelemeler: instagram.com/kitapincele
Eserleri ile tıp ve felsefe başta olmak üzere birçok sahaya damgasını vurmuş olan İbn-i Sina, yüzyıllardır tüm dünyada okunan önemli bir isim. İslam’ın altın çağı döneminde dehası, araştırmacı kişiliği ve ilme olan üstün katkılarıyla ön plana çıkar.
Eserin başında, İbn-i Sina’nın öğrencisi Ebu-Ubeyd tarafından kaleme alınmış olan ve İbn-i Sina’nın şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgi veren bir bölüm yer alıyor. Önsöz ve giriş bölümlerinde ise “Aşkın Mahiyeti Hakkında” eseri ile ilgili özet bir bilgi veriliyor. Sonraki bölümde “Aşkın Mahiyeti Hakkında” eserinin Türkçe tercümesi, son bölümde ise Arapça yazımı yer alıyor.
“Aşkın Mahiyeti Hakkında” eseri 7 kısımdan oluşuyor. Eserde aşkın bir kuvve olarak maddenin özünde yer aldığı, canlı ve cansız bütün maddelerde mevcut olduğu, bitkiler, hayvanlar ve insanlarda hangi farklılıklarla yer aldığı anlatılıyor. İlahi aşka da değinilen eser, tasavvufa bir ışık yakıyor.
“Aşkın Mahiyeti Hakkında”, anlaşılması zor ancak bir o kadar da mühim bir eser. Okunması ve istifade edilmesi gerekiyor. Edebi dünyamıza bu eseri kazandıran Büyüyenay Yayınları’na teşekkürü bir borç bilirim.