Kaan

Kaan
@drforstner
Felsefe, Gerilim, Parapsikoloji ve Psikoloji türlerine aşığım. Psikoloji konusunda okuduklarımın dışında da bilgi ve tecrübe sahibiyim. Ayrıca üzerinde çalıştığım bir roman var. Bir sorunuz olursa çekinmeden yazabilirsiniz.
Üniversite
Bursa
4 Temmuz
251 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı

Kaan

, bir kitap okudu
10/10
·209 syf.·
2021 60. kitabı
Hideo Yamamoto
8.4/10 · 11 okunma
Reklam
9/10
·83 syf.··
2021 55. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2021 02:29
Kısa ve güzel bir eser. Şimdiye kadar okumadığım yazık olmuş. Gelelim incelemeye. Her konuda yeteneksiz, çok sessiz, matematik işlemi yapmakta bile zorlanan köylü ve cahil bir çocuğun ilginç, olağanüstü satranç yeteneği papaz tarafından fark ediliyor. Bu çocuk ileride dünya şampiyonu oluyor. Sonrasındaysa tuhaf bir tesadüf eseri bir gemide, bu genç dünya şampiyonunun, sıradan birkaç oyuncuyla satranç oynadığını gören gizemli bir adam, kendini tutamayıp hamleye müdahale ediyor. Hamleye aniden müdahale etmesiyle işler ilginçleşmeye başlıyor. Asıl olay buradan sonrası. Baştan sona heyecan dolu. Ayrıca oldukça gerçekçi yazılmış. Herkese tavsiye ederim.
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma

Kaan

, bir kitap okudu
9/10
·83 syf.··
2 saatte okudu
·
2021 55. kitabı
Stefan Zweig
8.1/10 · 279,5bin okunma
Biraz uzun ama okumaya değer "Hiçlik"
Bir otelde özel bir oda, alabildiğine insancıl geliyor kulağa, değil mi? Ama biz “önemli kişiler”i yirmişer yirmişer buz gibi bir barakaya tıkmayıp da oldukça iyi ısıtılmış, ayrı bir otel odasında barındırmaktaki amaçları, kesinlikle insancıl değil, tersine kurnaz bir yöntem uygulamaktı, bana inanabilirsiniz. Çünkü ağzımızdan gerekli “kanıt”ı almalarını sağlayacak baskı, kaba dayaktan ya da bedensel işkenceden daha incelikle uygulanmalıydı: akla gelebilecek en zekice soyutlama yoluyla. Bize hiçbir şey yapmadılar, bizi tümüyle hiçliğin içine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz. Her birimizi tam bir boşluğa, dış dünyaya sıkı sıkıya kapalı bir odaya hapsetmekle, eninde sonunda dilimizi çözecek olan baskı, dayak ve soğuk yoluyla dışarıdan değil içeriden yaratılacaktı. Bana ayrılmış oda ilk bakışta hiç rahatsız etmedi beni. Bir kapı, bir yatak, bir koltuk, bir leğen, bir parmaklıklı pencere vardı odada. Ama kapı gece gündüz kilitliydi, masada hiçbir kitap, gazete, kâğıt, kalem durmasına izin yoktu, pencere bir yangın duvarına bakıyordu; bütün çevreme ve hatta kendi bedenime bile tümüyle hiçlik egemendi. Elimden her nesneyi almışlardı, zamanı bilmeyeyim diye saati, yazı yazamayayım diye kalemi, bileklerimi kesemeyeyim diye bıçağı; sigara gibi en ufak bir sakinleştirici bile benden esirgendi. Tek bir söz söylemesine ve tek bir soruyu yanıtlamasına izin verilmeyen gardiyandan başka bir insan yüzü görmedim, bir insan sesi duymadım; göz, kulak, bütün duyular sabahtan geceye, geceden sabaha kadar en ufak bir besin almıyordu, insan kendi kendisiyle, kendi bedeniyle ve masa, yatak, pencere, leğen gibi dört-beş dilsiz nesneyle çaresizlik içinde tek başına kalıyordu; suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç
Edebiyat
Reklam