Hiç bu kadar akıcı bir eser okumamıştım.
Hikaye Dorian Gray'in kişilik gelişimi üzerinden ilerlese de Lord Henry, sahip olduğu son derece tehlikeli ve kurnaz kişiliğiyle romanın en ilgi çekici karakteriydi bence. Kabul edilemez düşünceleri bile zeki hamleleriyle kabul edilebilir sunması, kafa karıştırıcı söylemleri, her durumu toplumun ahlaki değerlerine aykırı bir şekilde değerlendirebilmesi, böylece olaylara farklı bakış açıları sunabilmesi ilgi çekiciydi.
Aslında Dorian Gray'le tanıştığı andan beri, her ne kadar yaklaşımı arkadaş gibi görünse de, onu bir tür vaka incelemesi olarak gördüğünü düşünüyorum. Sanki Dorian'ın içindeki o saflığı ve masumiyeti kaybetmesi için gizli bir uğraş veriyor ve sonucunda ne olacağını görmek istiyordu. Bunu Basil'e değil de özellikle Dorian'a yapmış olması daha çok ilgimi çekti. Basil'i sıkıcı bulduğunu söylemişti ancak Dorian ona göre daha farklı, kusursuz, yani ilgi çekiciydi. Açıkça kusursuz olanı bozma isteği duyuyordu. Kendisi daha önce “Bir insanın kişiliğini bozmak istiyorsan onu düzeltmeye çalış.” demişti ve içten içe Dorian'a yapmak istediği şeyin tam olarak bu olduğunu düşünüyorum. Onu sözleriyle, özellikle verdiği o kitapla şekillendirmeye çalışıyordu. Lord Henry gibi biriyle tanışmayı istemezdim ancak böyle birinin hayatının ayrıntılarını merak ettiğimi de söylemem gerek.
“Bilmek felâket getirir. İnsanı cezbeden belirsizliktir. Sis bulutu çökünce her şey daha bir güzelleşir.”
“İnsan siste yönünü de şaşırabilir.”
“Tüm yollar eninde sonunda aynı yere varır sevgili Gladys.”
“Neresiymiş orası?”
“Hayal kırıklığı.”