Öncelikle, Neil Gaiman’ın bu kitaptaki yazım dilini sevemediğimi söylemeliyim. Çok basit. Sade denilemeyecek kadar basit; etti, yaptı, çıktı, zart-zurt, çıkh çıkh. O kadar basitti ki, ağır bir dili olan klasik eserlerden birinde boğulduğumu sandım.
Gaiman bize güzel bir hikaye anlatmayı başarmış. Ama çok basit. Bir çocuğun bile bir şeylerden ders almasını istemiş. Olay örgüsü, kurgu, kısacası dili de basit olunca etkilenmediğimi fark ettim. Beğenmedim.
Belki de Gaiman için kötü bir günümdü. Belki okumaya ara vermem ve tekrar o açlığı hissedene kadar uzak durmam gereken bir zamandır. Kabahat Gaiman’a patlamış olabilir. Bilmiyorum. Ama ben, beğenmedim. Overrated bir yazar olduğunu düşündüm. Okyanus’u da okuyup beğenmezsem Gaiman benim için bitebilir.
Kitap genç-yetişkin olarak geçiyor, ama belki kalbim irin dolu olduğu için sevememişimdir. Yetişkinler için fazlasıyla basit. Genç kardeşlerimiz için de basit olduğunu düşünüyorum. Eh çocuklar için desek tam anlamıyla uygun olur mu bilmiyorum, dil basit olsa da korku teması oldukça var. Genel hitap ettiği doğru. Kitabın şirin olmaya çalıştığı da doğru.
Bir de işin bir başka boyutu var ki o da hikayenin bir şeyler anlatmak istemesi ve bunu basit, oldukça basit bir dille yapması. Kurguyu baştan sona adınız gibi okuyabiliyorsunuz. İşin bir diğer başka boyutu o korku teması da aslında zaten ders içeriğinin başlıca nedenlerinden. Bu yüzden çocuklara yönelik olduğu bana daha doğru geliyor.
Genç-yetişkin, her yaşa hitap ediyor palavraları da artık kabak tadı mı vermeye başladı. Pat Rothfuss zaten Gaiman hayranı ve yalakası olduğu için adam dışkıyla ilgili bir makale yazsa, harika bir romandı deyip 5 yıldız basacak birisi. Bu kitap bu kadar ödül almış, yarısı da genç-yetişkin ödülü, çocuk kitabı demeyeyim diyorum; sonra onların