Kaybetmekten korkan insan, daha çoğuna sahip olmak ister ki, sahip olduğu bazı şeyler kaybolursa, hiç olmazsa elindekiler geriye kalsın. Böylece fazlasıyla sahip olmaya yönelenen kişi, sonu gelmeyen bir doyumsuzluğa kendini kaptırır..
Savaşçı ancak bir savaşçı tutumu içinde yaşamaya kendini adadığı zaman ve hiç kimseden övgü beklemeden, ilgi beklemeden, destek ve takdir beklemeden sırf kendi yaşamının anlamı için kendini buna adadığı zaman, savaşçı olma yolunda adım atmış olur..
'Mış gibi dindar ' sadaka verirken bu kendisi için ne çıkar sağlayacak, onu düşünür. Gerçek dindar, büyük resmin bilincinde davranır. O nedenle samimi dindar sokakta dilenenlere para vermekten ziyade, onları dilenci olmaktan kurtaracak bir yardımı daha anlamlı bulur. Fakir bir ailenin okumaya çalışan, çabalayan, yetenekli çocuğuna hiç karşılık beklemeden burs vermeyi yeğler..
Kendilerini dindar gören ve iyi bir dindar olmak için davranan insanları yakından gözle ve neler söylediklerini dinle; ilahi bir muhasebeciyle oldukça ciddi bir alışveriş ilişkisi içinde olduklarını görürsünüz.
Neyin sevap olduğunu, ne kadar sevap olduğunu, neyin ne kadar günah olduğunu, bu kadar sevap biriktirirsen nelere layık oldu- gunu, ne kadar günah olursa, öbür dünyada başına neler geleceğini hesaplayanlar...evet, bu tip dindarlardan iyi tüccar çıkar. Çünkü, tüm düşünüşleri çıkar bilinci içinde yapılanmıştır...