Bu yaşamda kolay ve mutluluk verici şeyler de vardı; karnını doyurabilmek,tembel tembel güneşlenmek, tüm uğraşlara ve zorluklara değen hak edilmiş birer ödüldü. Yaşamak bu demekti işte ve yaşam, kendini gösterdiğinde hep mutlu ediyordu. Kısacası küçük yavrunun, etrafındaki düşmanca ortamla bir derdi yoktu. Yaşıyordu, çok mutluydu ve kendisiyle gurur duyuyordu.
Yavru kurt eğer insan gibi düşünüyor olsaydı, hayatı açgözlülükle özetleyecek; şansın, acımasızlığın, başıboşluğun ve doyumsuzluğun başı çektiği, cehaletle kargaşanın iç içe olduğu dünyanın; vahşet ve bozukluk, kovalamak ve kovalanmak, avlanmak ve av olmak, yemek ve yem olmaktan ibaret olduğunu söyleyecekti.