Siz Nuh olup gemi yapın, suyu ise Allah'a bırakın.
Siz Yusuf olup çöllere düşün, kardeşlerin kıskançlıklarını sinelerinize çekin, zindanlara düşmeyi iffetinize leke sürmeye tercih edin, gerisini Allah'a bırakın.
Siz İbrahim olup ateşlere atlayın, atlarken de nasıl olsa sonunda kurtulacağım diye değil, yandım diye atlayın, ateşin serin ve selamet olarak size yatak olabileceğini ise Allah'a bırakın.
Siz İsmail olup bıçağın altına kurban olmak için uzanın. Teslimiyetinize zarar vermeyin, gerisini ise Allah'a bırakın.
Dava adamı gece yetişir. Gecenin ruhbanı olmazsanız, gündüzün fursanı/atlısı olmazsınız. Gecelerinizi ihya edemezseniz, gündüzlerinizi inşa edemezsiniz. O halde ey muhatap; "Kum/kalk! Kalk ki; kaldırabilesin, kalk ki; taşıyabilesin, kal ki; risalet davasını, yani dağın taşın taşımaktan imtina ettiği bu ağır yükü omuzlayabilesin ve altında ezilmeyesin. Kalk ve yere sağlam bas!
İbn Mes'ud, ağzı yüzü kan revan olana ve soluğu kesilinceye kadar Kur'an okumayı sürdürür. Zira SÖZÜN GÜCÜNÜN, GÜCÜN SÖZÜNDEN ÜSTÜN olduğunu fark etmiştir. Mekke'nin kara yüzlü adamlarının Kur'an karşısındaki acziyetini ayan beyan görmüştür. Sözün güç karşısında bu kadar etkili bir silah olduğunu bizzat yaşayarak müşahede etmiştir. Sözün karşısında söyleyecek sözü olmayanların, şiddete yöneldiğini hayretle müşahede etmiştir.
Diriliş, geçmişin tekrarı değil yeni bir oluştur. Ama köksüz, temelsiz, geçmişle ilintisiz anlamında değil, eskimez bir yeniliği özünde barındırması anlamında yeni bir oluş.