Çalıkuşu, uzun süre okumayı ertelediğim bir kitaptı. Açıkçası, klasik bir “eski dönem aşk hikâyesi” olacağı önyargısıyla yaklaşmış, bana hitap etmeyeceğini düşünmüştüm. Ancak okumaya başladığım anda bu düşüncenin ne kadar yüzeysel olduğunu fark ettim.
Roman, Reşat Nuri Güntekin’in güçlü gözlem yeteneği ve sade ama etkileyici anlatımıyla adeta akıp gidiyor. Feride karakteri yalnızca bir roman kahramanı değil; direnci, kırılganlığı ve özgürlüğe olan tutkusu ile yaşayan, nefes alan bir insan gibi. Anadolu’nun farklı köşelerinde geçen olaylar ise sadece bir arka plan değil, aynı zamanda dönemin toplumsal yapısını ve insan ilişkilerini derinlemesine hissettiren bir yapı sunuyor.
Benim için en çarpıcı nokta, kitabın beklediğim gibi tek boyutlu bir aşk hikâyesi olmamasıydı. Aksine; yalnızlık, hayal kırıklığı, aidiyet ve güçlü kalma çabası gibi evrensel temaları son derece samimi bir şekilde işliyor. Bu yönüyle okurla doğrudan bir bağ kuruyor.
En başta önyargıyla yaklaşarak büyük bir haksızlık ettiğimi şimdi çok net görüyorum. Çünkü Çalıkuşu, yalnızca iyi bir klasik değil; benim için şimdiye kadar okuduğum en iyi kitaplardan biri hâline geldi. Eğer benim gibi tereddüt eden biri varsa, hiç düşünmeden bir şans vermesini öneririm.