“Haydi yüreğim, silahlan! Kaçınılmaz cinayeti
işlemekte neden kararsız duruyorsun böyle?
Haydi zavallı elim, kılıcı kavrayıp
aşıver hayatının bu acı dönüm noktasını.
Çekinme, hatırlama ne kadar çok sevdiğini
ve nasıl doğurduğunu çocuklarını.
Bugün, sadece bugün unut, sonra tutarsın
yaslarını. Öldürmüş de olsan çok sevmiştin
onları ve mutsuz bir kadınsın şimdi.”
Ah Zeus!Altının sahtesini gerçeğinden
ayırmak için açık işaretler verirken bize,
kalp olanları gerçeklerinden ayırmak üzere
bir işaret koymayı neden düşünmedin
erkeklerin bedenleri üzerine?
Cahil ve akılsız dense yeridir
eskiden yaşamış olanlara.
Eğlencelerde,yemeklerde ve bayramlarda
söylensin diye güzel şarkılar yazdılar,
dinledikçe insanın kulaklarını dinlendiren.
Ama kimse düşünmedi,ölümlerle
korkunç felaketlere yol açan,yuvaları yıkan
kahredici acılara,müzikle,melodiyle
son vermenin yolunu bulmayı.
Büyük bir kazanç olurdu,insanların
acılarını şarkılarla dindirebilmesi.
Kimseye koşulsuz sevgi borcun yok.Tecrübelerime dayanarak konuşuyorum bir kişi sana mutluluktan çok zarar verdiğinde,gitmesine izin verebilirsin.Onları karanlığa kadar takip etmek zorunda değilsin.