Stefan Zweig 1936 yılında Londra'da,Rilke üzerine verdiği bir konferansta şöyle der:"Zamanımızda katıksız şaire artık ender rastlanıyor ama belki ondan da az rastlanan bütün bir yaşamın salt şiirsel bir varoluşa dönüşmesidir.Böyle bir uyumun bir insanın kişiliğinde örnek bir biçimde gerçekleştiğini görebilme mutluluğuna erişene düşen,hem kendi kuşağına hem de belki bir sonraki kuşağa bu manevi mucizenin tanıklığını yapmaktır."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Zweig şairin özgür kişiliğini şöyle betimler:"Zamanımızın zengin ve başarılı şairlerinden hiçbiri,kendini hiçbir yere bağlamayan Rilke kadar özgür değildi.Onun ne alışkanlıkları ne adresi ve aslında ne de bir vatanı vardı.İtalya'da,Fransa'da ya da Avusturya'da aynı rahatlıkla yaşabilirdi ve nerede olduğu hiçbir zaman bilinmezdi.Onunla karşılaşmak,hemen her zaman bir rastlantıya bağlıydı..."
Rilke şiirini okumak,sözün söz aracılığıyla müziğe dönüştürülmesine,günlük yaşam gerçeklerinin artık bütünüyle farklı bir dünyada kendine özgü gerçeklere dönüşmesine,sözün yalnızca kendisine ait bir dünyada değer taşıyabileceğine tanıklık etmek demektir.
Bir elma ye,şarkı söylemeyi de unutma
Kıvrılarak yoluna giden bir yılana sakın dokunma
Bir saat koş,gün boyu yürü
Kuşlara kulak ver,dedikleri hep doğru.
Rüzgarı izle,
Ay'ı dinle,
Kulak ver yağmura,
Melodisini unutma.
Gerçekten bize ait olan bir şeyi Adine,hiçkimse elimizden alamaz.Gerçekten bize ait olan,er veya geç bizim olur.Bu yüzden senindi benimdi cinsinden bütün hasisçe kaygılar değersizdir.Yapmamız gereken tek şey yolumuza devam etmektir;bize ait olan birlikte gelir,bizimle beraber yürümeyeninse bizi durdurmasına izin vermemeliyiz.