"Bu ne gürültü!İş peşinde koşan ne çok adam varmış!Yirmi yaşında bir delikanlı,kafasında gelecek için bu kadar çok tasarı,aşka karşı bu kadar aldırışsızlık olur mu?
Sön,cılız kandil,sön!
Hayat dediğin ne ki:
Yürüyen bir gölge,bir zavallı kukla bu sahnede.
Bir saat boy gösterip boyun kırıp gidecek!
Bir daha da duyulmayacak artık sesi.
Bir aptalın anlattığı bir masal bu
Kuru gürültüler,deli saçmalarıyla dolu.
Yıldızlar,kapayın gözlerinizi!
Hiçbir ışık sızmasın
İçimdeki derin,karanlık isteklere.
Göz görmesin elin ne yaptığını
Yine de olsun ama olsun bu iş;
Gözün bakamayacağı kadar korkunç olsa da.
"Ne çok şey biliyorsunuz Isabelle"diyordu."Çok akıllısınız,sizin kadar akıllı bir kadın bulunmaz belki de."
"Benimle alay etmeyin Philippe"diye yalvarıyordum.
Uzun zaman umutsuzca sevdiğim bir sevgili beni en sonunda fark ediyormuş gibi bir duygu vardı içimde.