"Asla bir çiviyi hafife almayın. Bir çivi bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır, bir at bir komutanı kurtarır, bir komutan bir orduyu kurtarır, bir ordu bütün bir ülkeyi kurtarır."
Selam! Bu günün konusu, okumamın üzerinden uzun bir süre geçmiş olsa da henüz inceleme atma fırsatı bulduğum intermezzo. Konuya geçmeden önce; uzun zamandır görüşemedik, nasılsınız?
Okuduğum kitapları kurcalarken intermezzo ile bakıştım ve bu kitaba dair hislerimi kaydetmem gerektiğine karar verdim. Sevme potansiyelimin yüksek olduğu ancak hiç hoşlanmadığım bir kitap oldu intermezzo. Gelin birlikte inceleyelim.
“Başkalarının talepleri bitmez, yalnızca çoğalır. Hep daha karmaşık, daha zordur. Bu da, diye düşünüyor, daha çok hayat, hayatın hep daha fazlası demenin bir başka yolu.”
İntermezzo benim için; düşünmek kadar, düşüncelerimizin altını kazımaya zorlayan bir kitaptı. Okurken sık sık elimde kitabı bırakıp kendi kendime konuştuğumu fark ettim; arkadaşlarımla tartıştım, hatta bir ara yapay zekayla bile fikir yürüttüm. Çünkü bu kitap kolay hazmedilenlerden değil. Etkileyici konular üzerinde durduğu oldu ve ben de epey etkilendim. Ama tüm bunlara rağmen beğenemedim.
Kitabın dili alışılmış kalıplardan uzak, hatta yer yer yorucu. Kelime tekrarları, ritmik gibi görünen ama bir süre sonra boğucu hale gelen bir anlatım… İntermezzo, okuyucusunu sarmak için değil, onu nefessiz bırakmak için yazılmış sanki. Bu tarzı sevenler için derin bir deneyim olabilir ama benim için çoğu noktada metnin samimiyetini gölgeledi.
Başta, toplumun normlarına karşı çıkan bir kitap olduğu için ilgimi çekmişti. Düşünmeye teşvik eden metinleri severim ama bu kitap sorgulamaktan çok sarsıyor. Çünkü “özgürlük” adı altında anlatılan birçok şey, benim için değerlerin sınırında dolaşmak yerine, o sınırları hoyratça yıkmak gibiydi.
Peter karakteri buna iyi bir örnek. Okuduğum en itici karakterlerden biriydi. Her sahnede içimde bir tepki uyandırdı. Kadın karakterler ilk başta empati kurulabilir