Avusturyalı Bir müstahfız, yırtık, pırtık ve kirli bir cüzdandan çıkardığı karısının ve çocuklarının fotoğrafını düşmanlara göstermekte, onlar da çocuk 3 mü yoksa 4 yaşında mı diye parmak işareti ile sorup şaşmaktaydı. Bu dümdüz ve İlkel insanların; savaşı, üniversite profesörlerimizden ve ediplerimizden çok daha gereği gibi anladığını hemen kavramıştım. Onlarca savaş bir çeşit felaketti. Ellerinden bir şey gelmeden savaşa sürüklenmiş olan herkes birbirinin kardeşiydi.
Böyle yalanları ağızdan ağıza dolaştıranlar, düşman askerlerini aklın almayacağı vahşiliklerle suçlamanın, cephane ve uçak kadar gerekli bir savaş malzemesi olduğunu ve her savaşta daha ilk günlerde depodan çıkarıldığını, bir bilselerdi. Savaş, haklılık ve sağduyu ile bağdaşmaz. Savaşta duygular aşırı zorlanır ve taraflar kendileri için heyecanları ve düşmana karşı da kin tohumlarını gerekli sayar.
Eğer bir ülkede, hem işlenmemiş topraklar hem de işsiz fakirler varsa, bunun anlamı mülkiyet yasalarının, doğal hakkı ihlal edecek biçimde genişletildiğidir. Dünya, tüm insanlara hem işlemek hem de yaşamak için verilen ortak bir kıymettir.