“Büyükbaba, sevip de kaybettiğin her şey sana bu duyguyu verir, deyip ekledi: “Bundan kurtulmanın tek yolu hiçbir şeyi sevmemektir ki bu daha da kötüdür çünkü o zaman sürekli boşluk hissedersin.”
“Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür. Unutmasam, nasıl yaşardım? 28 yıl oldu bacım Ayşegül’ü toprağa vereli. Silik bir mezarlık görüntüsü hafızamın gözyaşıyla ıslanan bölümünde. Kim bilir kaç yıldan sonra şu satırları yazarken geldi aklıma. Dostum Ali öldüğünde henüz geçmişti on sekizi, can dostum Bünyamin ise 28 yaşındaydı. Yarına bir şey bırakmamayı öğretti son nefesinde. Her şey zamanında, her şey yaşarken güzeldi. Dedem, nenelerim, yeğenlerim... Her biri gittiğinde kıyamet koptu sandığım sevgililerim. Unutmayı öğrettiler bana giderken, acısı azalsın diye firakın. Sarı hastane odalarında geçen sıkıntı dolu günler. Bir nefes sıhhati öğrettiler unuturken. Ben günahlarımı bile unuttum. Ben neleri unutmadım ki?”