Alnımda Karakalem bir gelecek resmî
Ağzım kanatları kesik şarkılar
İki bulanık zamandan bir tenha Atlas
Gözyaşı mumlarından bir otel odası
Kumların çiçek açtığı Deniz bahçeleri…
Seni sevdim. Seni sevdim. Seni sevdim.
İnsanın insanı sevmesindeki mucizeyi
Korkunun, ölümün ilk harfi olduğunu
Dünyanın bütün türkülerinin bizi söylediğini
Acılarımızın başka acılarla güneşe çıktığını
Yeryüzü sofrasının küçücük ellerimizde kurulduğunu…
Anlattım
Öyle mi?..
Ey sözün billuru
Sensin kalbimden dünyaya yürüyen hayranlık.
‘Her şey daha çok zaman olsun diye hızlandı. Zaman ise gittikçe azalmakta’
Kentler de insanlar gibi mizah duygusuyla birlikte kederini de yitiriyor sanırım.
Seslerin harflere döndüğü yer olduğunu çok sonraları anlayacağım bir yeni dünyaydı okul. Siyah önlük, kurşun kalem, bir küçük tahta çanta, karatahta ve tebeşir. Öğretmenimiz nasıl da her şeyi biliyordu! Öğrendiği her yeni cümleyle, küçücük hayattan biraz daha uzaklaşacağını, o yaşlarda hangi çocuk bilebilir ki…