Okuma arkadaşımla tanışın, Mehmet amca ♥️
Kendisi tahsili olmayan, 65 yaşında uzun yıllar çiftçilikle uğraşmış ve hala şehrimizin şirin bir köyünde yaşamını sürdüren bir amcamız. Şu anki emekli maaşı kitap almaya yeterli gelmediği için şehir kütüphanesine üye. Her hafta Türk tarihi üzerine yazılmış iki kitap alır ve her gün bu sandalyeye oturup, benimle birlikte en az bir saat kitap okur. Yaşıtlarıyla beraber köy kıraathanesinde okey taşı sallamak yerine, kitap sayfası çevirmeyi daha doğru buluyor. Zaten beni de hayat telaşesine kapılıp kendimi eğitmeyi bıraktığım noktada, henüz doğmamış çocuklarımı daha iyi yetiştirebilmem için kitaplara tekrar döndüren kendisidir. O farkında değil ama ben ona hayranım ♥️
Sevgisizlikle büyümüş ve toplumun her kesiminden dışlanmış Zebercet adındaki bir adam üzerinden, iletişimsizliğin ve yabancılaşmanın doğurduğu vahşetin, yalın ama oldukça cüretkar bir anlatımla dramatize edildiği bir eser okudum.
Zebercet, itilmiş olduğu yalnızlığıyla işlettiği Anayurt Oteli'nde dış dünyaya tamamen kapılarını kapatsa da stabilize hayatını değiştirecek bir sevgi arayışı içerisindedir. Nitekim gecikmeli Ankara treniyle oteline kısa süreliğine konuk olarak gelen bir kadın -bir tutam sevgi afyonundan koklatarak- sevgiye aç bu adamın tüm dengesini bozup dışarıya adım atmasına sebep olur. Fakat adım attığı yer Zebercet gibi toplum tarafından kabul görememiş bir adam için uçurumun kenarıdır. Yeni doğmuş bir bebek kadar yabancısı olduğu dünyanın türlü kötülükleriyle ve tüm iğrençlikleriyle tanışması; onu dış dünyaya daha da yabancılaştırır. Derinleşen yalnızlığı, küçüklüğünden beri bilinçaltında yatan sevgisizlik ve hor görülmenin beraberinde getirdiği şiddetli iç çatışmalar Zebercet'i en nihayetinde şiddete başvuran bir caniye donüştürür.
“İnsanları geçimsiz yapan sevgisizliktir.
Birbirine düşman eden iletişimsizliktir.
Güzellikten yana ne varsa yok eden ilgisizliktir.” (Konfüçyus)