Ya şimdi ya hiçbir zaman!
8/10
·617 syf.··
2026 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 06:06
Dikkat Spoiler İçerir Belki de bu eserin bana öğrettiği en çarpıcı cümleydi bu: "Ya şimdi ya hiçbir zaman!" Okurken beni zorlayan ama en çok da bitirmesi çok güç olan bir eserdi benim için. Aslında herkesin içinde nispeten bulunan bir Oblomovluktan bahsediyordu; hepimizin içindeki Oblomov'du bu. Fakat eserdeki, nispeten değil mütemadiyen bir Oblomov'du. Oblomov başlarda gülünç bir uyuşukluk ve tembellik halindeyken, daha sonra Alman bir yakın arkadaşı sayesinde bir kızla tanışır, ona aşık olur ve hareketlenmeye başlar. Daha sonra bu hareketlilik de ona ağır gelir ve yine eski Oblomov'a döner. Tolstoy'un da dediği gibi, Oblomov'un dehşet verici tembelliği esere hakimdir. Dedim ya, hepimizin içindeki Oblomov... Hepimiz bazen hayattaki küçük şeyleri erteleriz ve zamanla o küçük şeyler büyür. Kimi zaman bir sınava çalışmayı, kimi zaman bir kitap okumayı erteleriz ki bunlar en basitleridir. Ama hayatta ertelediğimiz her şey, hayatımızı bir adım daha geç yaşamamıza sebep olur. Ömrümüz kısıtlıdır ve erteledikçe ömrümüzün verimi azalır. Zaten inancımız gereği de iki günümüzü aynı geçirmemeliyiz. Ben, "Bir insan nasıl hayal kurarak ömrünü harcar?" durumuna inanmazken bu eser beni buna inandırdı. Sadece hayal kurmanın yetmediğini, harekete geçmek gerektiğinin önemini anladım. Oblomov'un da hayatı kısaydı ve hayatını tembellikle geçirdi. En önemlisi de bir insanın tembelliğinin sadece kendisine değil, çevresine de bağlı olduğu gerçeğiydi. Oblomov da çocukluğundan itibaren tembelliğe alıştırılmıştı; daha sonra bu hastalıktan kurtulamamıştı ya da kurtulmaya çalışmamıştı. Zaman içerisinde de bu hastalık uşağına bulaşmış ve sonunda kendisini yok etmişti. Yani Oblomov, tembellikten öldü. Sonuç olarak okurken bunalıma düşsem de, belki de bitirmekte en çok zorlandığım eserlerden
Oblomovİvan Gonçarov · İletişim Yayınları · 201950bin okunma
Yoksulların nefret ettikleri bir şey varsa, o diğer yoksullardır.
10/10
·304 syf.··
2021 1. kitabı
Muriel Barbery (28 Mayıs 1969, Kazablanka-Fas) Fransız roman yazarı ve felsefe profesörüdür. 2000 yılında ilk romanı Une Gourmandise yayınlandı. Bu kitap on iki dile çevrildi. 2006 yılında çıkan ikinci kitabı Kirpinin Zarafeti (L'Élégance du hérisson) Fransa'nın en çok satanlar listesinde 30 hafta boyunca ilk sırada yer aldı. Mayıs 2008'e kadar elli baskısı yapılan eserin bir milyondan fazla kopyası satılmıştı. 2008 yılında bir sanatçı rezidansı olan Villa Kujoyama'da yaşamaya hak kazanan Barbery, şu anda eşiyle birlikte Kyoto'da yaşamaktadır. Kitap konusundan ziyade içeride verdiği derin felsefik sorgulamalarla incelenmeli çok iyi pasajlar okuyoruz her biri ders niteliğinde. **"Hayatın bir anlamı vardır ve bunu da büyükler bilir" lafı herkesin inanmak zorunda kaldığı evrensel bir yalandır. Yetişkin olup da bunun yanlış olduğu anlaşıldığında artık vakit çok geçtir. Sır dokunulmadan kalır; ama kullanılabilecek bütün enerji de uzun süredir salakça faaliyetlerle saçılıp savrulmuştur. Geriye kalan ise kişinin kendi yaşamına hiç bir anlam bulamamasını maskelemeye çalışarak kendini uyuşturmasıdır. Üstelik kendini daha iyi ikna edebilmek için de kendi çocuklarını aldatır. (Syf.13) ** Baştan beri Colombe'la ben savaştık; çünkü Colombe'a göre yaşam, karşındakini yok ederek zafer kazanmak gereken sürekli bir mücadele. Rakibini ezmemişse ve onun alanını kıtı kıtına yaşayabileceği kadar daraltmamışsa kendini güvende hissedemez. Başkalarına yer olan bir dünya onun eftenpüften savaşçı ölçütleri ne göre tehlikeli bir dünyadır. Ama aynı zamanda, ufacık bir temel görev için onlara muhtaçtır: Onun gücünü birinin kabul etmesi gerekir. Dolayısıyla vaktini olası tüm imkanlarla beni ezmeye çalışmanın yanısıra, benim ona, kılıç çeneme dayalıyken, en iyi olduğunu ve onu sevdiğimi söylememi
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Falan filan
Puan vermedi
Narnia’nın özel baskısı sadece zevk yapıp yıllarrr sonra yeniden okumama sebeptir! Arada Asimov “Toz gibi yıldızlar” a ve S Erikson “Buzun Anıları”na devam! ((Hala Civa’yı okuyorum, okuyor muyum yeniden mi yazıyorum çözemedim, du’ bakalım!))
Narnia GünlükleriC. S. Lewis · Xlibris Doğan Yayınları · 2024359 okunma
Hûrgilî 1
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2026 83. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 10:05
"min hest pê kir ku trên dê her tim wek alaveke biyanî û bidestneketî bo me bimîne" (170). Weşanxaneya ciwan Pall Weşan, ji roja ewil ta îro karekî pak û paqij kiriye, gelek berhemên bi qîmet çap kiriye. Li gel çîrok, roman, helbest, rojnivîsk û teoriyê îcar dest bi çapkirina xebatên kolektîf kiriye, di bin navê "Hûrgilî"yê da. Heta niha bi vî awayî du heb berhem çap kirine, edîtorê weşanxaneyê wer tîne ziman ku ew dixwazin ji pirtûkên bi vî rengî koleksîyonekî çêbikin, Trêna li Stasyona Xwe Digere berhema ewil a vê koleksîyonê ye. Ji navê xwe jî diyar e, mijara pirtûkê "trên" e. Ji bo vê xebatê 17 nivîskaran zendên xwe badane, her yekî li ser "trên"ê metneke serkeftî amade kiriye. Nivîs giş ne yek cure ne, teorî heye, bîranîn heye, çîrokên hûnandî hene.. û li gel zaravayê kurmancî, bi zaravayê soranî û zazakî jî du metnan di berhemê da cihê xwe girtine. Bi vî awayî hem ji aliyê naverokê ve hem jî ji aliyê teşeyê ve xebateke têr û tije derketiye holê. Heta çûyîna zanîngehê jî min qet ne trên ne jî rêya hesinî dîtibû. Behsa trênê her tim du tişt dianî bîra min: fîlmên Yilmaz Guney û pirtûka Antranik Dzarugyan. Wekî din wateyeke wê tune bû bo min. Lêbelê vê berhemê wisa kir ku ez bi çavekî din li trênê binêrim, bi awayekî cidî li ser vê alava hesinî û li ser hebûna wê ya li welatê xwe bifikirim. Di destpêka berhemê da em bîranîneke Nûredîn Zaza dixwînin ku ew çawa ji trênê reviyaye. Piştre Rohat Alakom ji me ra behsa xeta trênê ya li Kurdistanê dike ku ji aliyê Skandînaviyan ve hatiye çêkirin. Ev nivîs agahiyên balkêş dide mirov, ji bo min metneke sûdwer bû ya rastî. Nivîsa sêyem jî ya mamoste Serdar Şengul e. Ji ber ku ez mamoste nas dikim û xebatên wî ji nêz ve dişopînim, min bi meraq dest pê kir û bi kêfxweşî qedand metna wî û gelekî jê hez kir. Mamoste Serdar behsa
Trêna li Stasyona Xwe DigereKolektif · Pall Weşan · 202410 okunma
Merve Akyüz den Köprü Kralı incelemesi
6/10
·576 syf.··
2026 53. kitabı
Yeni bir kitap ile geldim Köprü Kralı Arka Kapağı: Pars Tuna, namıdiğer Köprü Kralı! Asya ve Avrupa kartellerinin en tepesindeki isim... Köprü'ye olan hâkimiyeti, dünyanın onun önünde diz çökmesini sağlarken, karanlık odalardaki kestirilemez ve caydırıcı olan tek isimdir. Lakin her gecenin bir sabahı olduğu gibi Pars'ın gözlerden ırak, kale timsali evinde koruduğu değerler vardır. Kalesindeki tek varlığı yani yaşlı babaannesi, ömrünün son demini yaşarken onun bakımı için işe aldığı hemşireyle bir otoban kazasında tanıştığında üzerine giydiği zırhı, ilk darbeyi alır. Miray, Pars'a gerçek aşkı en acılı biçimde öğretirken krallığın iktidarı sinsi bir düşman tarafından kuşatılacaktır. "İlk görüşte aşk." İktidarı kuvvetli bir kral için ölümcül derecede tehlikelidir. Kralın tahtını ve gücünü korumak adına, kabul etmediği gerçeğin burnunun dibinde oluşu işleri beklenmedik bir şekilde karıştırıp hızlandırırken; aşkın süratle nefrete dönüşmesini, nefretin ise aşkın karşısındaki çaresizliğini iliklerimize kadar hissedeceğiz. Çünkü bazı kitaplar ve bazı karakterler size duygularıyla gelir; en karanlık, en ilkel, en karmaşık, en süratli ve en yakıcı... İncelemeye gelirsek: !!SPOİLER OLABİLİR!! Aynı yazardan Yedinci Oğul kitabına başlamıştım ve yarım bıraktım. Şimdi bu kitabını da okuyunca fark ettim ki yazar çok betimleme yapıyor. Yüksek ihtimal o yüzden yarım bıraktım o kitabı. Ama şaşırtıcı bir şekilde bu kitabı yarım bırakmadım aksine sonuna kadar okudum. Belki konusu yüzündendir yada başka bir sebebten bilmiyorum. İlk başlar da okurken yine betimlemeler beni çok baydırdı ama hemen bırakmayıp kendimi biraz daha zorlamak istedim ve güzel sonuçlar aldım. Şimdiden söyleyeyim çok eleştirecek şeyler biriktirdim içimde ve onları sizlerle paylaşacağım. Fakat bu kitabı sevmediğim,
Köprü KralıMerve Akyüz · Dokuz Yayınları · 202680 okunma
Xwe nasbike!
Puan vermedi
Dema ku min cara yekem pirtûk wergirt, min guman kir ku ez ê di şerê azadiyê de rastî lehengekî birûmet lê bêrûtbe bêm. Lê gava min xwendina xwe qedand, guhertina civaka me, têkçûna nifşê xwe û têkoşîna ji bo jiyanê min hîs kir. Roman bi taybetî li ser koçberîya navxweyî, windabûna nasnameyê û veguherîna têkiliyên malbatî dirawestê; di heman demê de jî trajedîya mirovî, têkçûna ruhanî û şertên ku mirovan di nav pergela ke tund de diguherîne vedikole. Ev berhem li ser rêwîtiya Besri û malbata wî ye, ku piştî heft salan vedigerin gundê xwe yê li herêma Sêrtê/ Dihê- Erûh, ji bo cejnê û dîtina xizmên xwe. Di rê de, ew derbasî deverên dîrokî dibin: Cîhê şerê Emerê Filitê Qito (Dengbêj Aydın), deşta Reşkotan û Elikan, Cemîlê Çeto, Newala Qesaban. Besri bi kurmetê xwe Zeyd re behsa paşeroj, zilmên berê û guhertinên li herêmê dike. Gava digihîjin gund, ew bi xizmên xwe re dicivin, cejnê pîroz dikin, li deverên kevn digerin û bîranînên zaroktiya xwe vedibêjin. Di nav çîrokê de, cihê gundê kevnar, guhertinên jiyanê, têkiliyên mirovan û hestên bîranînê û xwestina vegerê li kokê cihê sereke digirin. Ji bo Besri cihên ku lê mezin bûye, gund û malbat girîng e. Ew dixwaze zarokên wî jî vî cihî bibînin û fêm bikin ku ji ku derê tên. Berhem nîşan dide ku çawa gund û jiyana mirovan bi demê re hatiye guherandin. Berê mirov bi ker a diçûn, niha bi ereba; berê gund tijî zarok bû, niha pîr zêde ne û ciwan diçin bajaran. Gelek caran behsa demên berê tê kirin, ev yek hestên hesret û hezkirina ji bo rojên borî diafirîne. Dema çûbun bajar; nabeyna Besrî û malbata wî ne baş e. Li hemberî bavê xwe û diya xwe hestê ne baş hîs dike. Aliyên herî xurt ê romanê zimanê wî ye; bi zimanekî zelal, hêsan, germ, rast li carinan tûj; zimanekî sade lê herîkbar hatiye nivîsandin. Gotûbêjên
Generalê BêrûtbeÇetin Lodi · Nando Yayınları · 20250 okunma