Dördüncü mektupta da aynı tasvir geçiyor. (M. Nusret Tura’nın Mektubat’ı.) Demek ki bu Mektubat bu yüzden sarmış beni, nokta-i nazarda müştereklik varmış: “Alem kurulduğundan beri peşrevler başlamış olup Fahr-i Kâinat Efendimiz’in teşrifinden sonra da büyük fasıl başlamıştır. Lüzumsuz gibi olan aletler ve insanlar da bu koroda mevki almıştır. Mümin, kafir bu meclise dahildir. Fakat aşıklar bu cümbüşte döner, arifler de bir kenarda göz kulak kesilmiş, dinlerler. Zevk ve neşe onlardadır. Malum bu iş göz ve kulak işidir. Bu uzun fasılları Cenab-ı Hakk sevgilisi için kurmuştur. Sevgilisini sevenler için hazırlamıştır, halk buyurmuştur. Sevgililer de bu cümbüşü dinlerler. Dinlerler ve can teline değdiği bir zamanda kısa bir “Âh!” çekip kalıbı dinlendiriverirler… Vesselam.”
Çocuklarınızla, dostlarınızla birlikte güzel tecrübeler yaşayın. Allah'ın kurguladığı dünyanın güzelliğini, esprisini, mahiyetini, estetiğini anlatmaya çalışın ve hikemiyatından nasipdar olmaları için dua edin.