İşler yolunda gitmeyince kaygılanıp huzursuz olma,
Ab-ı hayat kaynağı karanlıklar içindedir,
Ey felakete düçar olmuş kimse, sakın üzülme.
Allâh Teala'nın nice gizli lütufları vardır.
Nurettin:"Kudüs! Kudüs'ün fethi nasip olmadı Karakuş... Minberi yapturdık ama Kudüs'ü kurtaramadık. Fetih... Olmadı kardaşım.. Şehid de olamadım. Şehid... "
Karakuş, metin görünmeye çelıştı. Kendini topladı. Herkesin duymasını ister gibi gür bir sesle konuştu:
-"Sen, yaşayan şehidsin zaten ey efendim! Senin yiğitliğine, merhametine, ahlakına, adaletine, takvaya hangi müslüman erişebilir? Hangi cihad ehli, hangi ordu senin girdiğin cenk lere gıbtayla bakmaz? Müslümanların yurdundaki hangi toprak parçası, seni bağrındanisafir etmek için can atmaz? Ahirette hangi şehid, sana komşu olmak istemez?.. Müslümanlara kapanan bütün yolları sen açtın. Zillete duçar olan şehirlerimizin üzerine izzet incilerini sen saçtın. Kudüs'ün kapısını sen araladın. Gittiğimiz her yere ezanı ve İslam'ın sancağını sen götürdün. Sönen ocakları sen canlandırdın. Korkudan titreyen, sönen, pörsüyen kalpleri Rahman'ın inayetiyle sen dirilttin. Her tarafta Allah'ın adını sen yüceltsin. Şüphesiz ki yüce Mevlâ senin ecrini eksiksiz verecektir. Bu beldelerde kim senden daha çok hayır duası almıştır? Müslümanlar senden razıdır. Duamız odur ki Allah da sendenrazı olsun... "
İmâm-ıGazâlî Hazretleri'nin buyurduğu gibi; fâsıklar ve gafillerle zahirî beraberlik, zamanla zihni beraberliğe, zihnî beraberlik de bir müddet sonra kalbi beraberliğe dönüşür. Bu ise, insanın adım adım helâke sürüklenmesi demektir. Nitekim Nuh'ın ikinci karısı ve Lût 'ın karısı bu sebeple cehenneme düçar olmuşlardır.
Peygamber Efendimiz, Semûd Kavmi'nin asırlar önce azába uğramış enkazından geçerken ashâbını ikaz buyurdu:
"-Hızlı ve hüzünlü geçin, su almayın, aldığınızı dökün!"> (Bkz. Buhari, Enbiya, 17)
Bugün sabah-akşam ekranlardan, telefonlardan, tele-vizyonlardan ve kirli sokaklardan ehl-i küfrün neşriyatını seyreden, propagandalarına mâruz kalan insanımızın hålini bir düşünelim.
Eğer eğitim, tâlim ve tedrisat gayretlerimizi bırakırsak; emr-i bi'l-mâruf, nehy-i ani'l-münker çalışmalarımızı hakkıyla gerçekleştirmezsek; bizim evlatlarımız başkalarının olur. Ayette şeytanın evlâtlara ortak olacağı ifade ediliyor. Biyolojik anne babası olmak bir şey ifade etmiyor. Onu şeytan emziriyorsa, ehl-i küfür besliyorsa, onların evladı oluyor.
Eyleme feryâdımı bâbında zenk eyler gibi
Kâkül-i zülfün mezârımda çelenk eyler gibi
Yâ alıp gönlünde mihmân eyle yâhud vur beni
Çal kılıncın sineme küffâra cenk eyler gibi
Sirkat-i ömr eyleyip zammeyleme kend'ömrüne
Bülbüle har saplayıp gülzâra renk eyler gibi
Vuslat isterken nihayet hicret düçar eyledin
Nalemi kervan-ı hamuşana denk eyler gibi
Dîdeyi dilden nazar kıl ismi yâri dilde gör
Bende mektubu ettin ismin kabre senk eyler gibi
Sen de sermest olmak istersen kanıp şal badeye
Müptela ol zikrine ağzında benk eyler gibi
Aşkla Hükmî bir gazel yaz ki nazîri olmaya
Alem-i usşâka mi'yar u mihenk eyler gibi
Dünya hayatının keyfini süren bir avuç insan var. Bu bir avuç dışında kalanlar tedavisi imkânsız dertlere duçar olmuş haldedir. Derde düşmüş olmak tuzaklara düşmeye mahkûm olmak demektir.