8/10
·56 syf.··
2026 48. kitabı
Avelina Lésper'in Çağdaş Sanatın Sahtekarlığı adlı eseri, estetik bir eleştiriden ziyade, sanat piyasasının üzerine kurulu olduğu ideolojik ve ekonomik illüzyonu ifşa eden bir manifesto niteliğinde. ​Lésper’in en temel itirazı, sanatın teknik beceriden (techné) koparılmış olmasıdır. Marcel Duchamp’ın pisuvarı ile başlayan süreci, sanatın intiharı olarak görür. Ona göre, eğer bir eseri anlamak için yanında bir sayfa metin okumamız gerekiyorsa, o eser kendi başına başarısızdır. Sanatçının el emeğinin ve yıllar süren disiplininin yerini "fikir" almıştır. Ancak Lésper, "Fikir her yerdedir, onu sanat yapan formdur," diyerek bu durumu sertçe eleştirir. ​​Kitapta çağdaş sanatın değerini belirleyen şeyin eserin kendisi değil, kurumsal onay mekanizması olduğu vurgulanır. Lésper, küratörleri modern zamanın simyacılarına benzetir. Sıradan bir çöpü, müze duvarına koyarak altına yazdıkları teorik jargonla sanata dönüştürürler. Kitap, bu teorik jargonun (karmaşık ve çoğu zaman anlamsız terminolojinin) izleyiciyi cahil hissettirmek ve sorgulamasını engellemek için kullanılan bir kalkan olduğunu savunur. ​Lésper, çağdaş sanatın bir estetik disiplinden çok bir spekülasyon aracı haline geldiğini söyler. Bir eserin fiyatı, onun niteliğinden değil, koleksiyonerlerin vergi muafiyeti ve kara para aklama gibi finansal manevralarından kaynaklanır. Yazar, rastgele fırlatılmış bir boyanın veya sergilenen bir cesedin sanat sayılmasının, estetiğin demokratikleşmesi değil, sanatın değersizleşmesi olduğunu savunur. ​Avelina Lésper’in incelemesi, okuyucuda sanat galerisinde gezerken hissettiğiniz o "Bunu ben de yaparım ama neden bu kadar pahalı?" duygusunu meşrulaştırır. İzleyiciye, kendi gözlerine güvenme yetkisini geri verir. Bu durum herkesin sanatçı olabileceği yanılgısına yol açarak sanatçının
Çağdaş Sanatın SahtekârlığıAvelina Lésper · Tellekt · 2022230 okunma
6/10
·142 syf.··
2020 253. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 00:00
Sanat sever misiniz? Peki Çağdaş Sanatı? Çağımızın ürettiği sanatı “artık” sev(e)miyorum. Çok değil, 2019’da vukû bulan olay; İtalyan sanatçı Maurizio Cattelan'ın ‘Komedyen’ adı verilen 'Duvara bantlanmış muz' çalışması, ABD'de bir sanat galerisinde 120 bin dolara alıcı bulmuştu. Bu da yetmezmiş gibi, başka bir sanatçı tarafından muz duvardan koparılıp yendi ve hemen yerine yenisi(!) eklendi. Çağdaş sanatsızlığı kavramını 21. yüzyıl üretimine daha uygun ve yakışık buluyorum. Trajikomik! Anne Cauquelin, sanat eleştirilerini bölüm bölüm ve başlık şeklinde anlatıyor. Metnin ruhuna uygun yolla yorumlayacağım: Yazar, çağdaş sanat ve modern sanatın aynı şey olmadığını, aradaki farkı anlatacak örneklerle iddiasını kanıtlamaya çalışıyor. Hegel’in şimdi sözcüğü anlığı değil, geçmiş zamanı anlattığı örneklemesini ortaya atıyor. •Çağdaş sanatta “kırıcıların” bulunduğunu, bunların; İkisi sanatçı Marcel Duchamp, Andy Warhol, biri de sanat ticaretçisi-galerici-koleksiyoncu Leo Castelli’yi inceliyor. Duchamp, ilk ready made (hazır ürün veya madde diyebiliriz) Fontaine (Pisuvar) 1917’de imzalayarak galeride sergiler. Burada sanatın ilk üreticisi endüstriyel, ikincisi üretilen nesneyi kullanmayı tercih eden sanatçıdır. Sanatçı, hazır maddenin üretimine katkıda bulunur. Ona göre, sanatın üretilmesinde katkı değil, bulunduğu yerin önemi vardır. •Andy Warhol, Duchamp’ın izinden gider, ama yaratmış olduğu ürünün çokluğuna vurgu yapar ve onu teklilikten kurtarıp sahipliliğini kolaylaştırıyor, aynı zamanda Coca-Cola şişeleri, Campbell’s çorba kutuları, Liz Taylor ve Marilyn Monroe portreleri oldukça kitsch buluyorum. Dali gibi parayı seven bir sanatçı Warhol. •Leo Castelli, 60’lı yılların Pop Art sanatçıları, minimalizm ve kavramsal sanat sanatçılarını tanıttı. Kendisi büyük bir Art
Çağdaş SanatAnne Cauquelin · Dost Kitabevi Yayınları · 20167 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Güçlü Başlangıcın Gölgesinde Bir Üçüncü Sayı
7/10
·49 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 18:04
Diğer iki sayısıyla kıyasladığımda bu sayının daha basite indirgenmiş olduğunu ve bazı denemelerin yazılmak için yazıldığını fark ettim. Beğenip notunu aldığım bölümler de var tabi ama genel çerçeveden baktığımda biraz aceleye gelmiş, güçlü başlangıcın gölgesinde kalan bir sayı olduğu kanaatindeyim. Dönüp baktığımda hatırlamak istediğim için kısa kısa not ettiğim bölümler: - Hazreti İnsan - Salih Samet GÜR İnsan uzayı, sanatı, doğayı, teknolojiyi gerekli gereksiz her şeyi araştırıyor ama ne yazık ki kendi ruhundan ve varlığından bihaber. Her şey huzurumuzu kaybetmeye ve huzursuzluğu huzur saymaya boyun eğmekle başladı. Modern ve huzursuz insanın çilesi; hızla akıp geçen zaman içerisinde bir köşede oturup kendi içerisine, kendi karanlığına ışık tutmamaktır. - Mahir Ünsal Eriş Röportajı - Nergis SELİ Mahir Ünsal ile bu röportajda tanışmak beni mutlu etti. Onun diğer yazarlarından farklı olarak mutsuzluğunu değil de huzursuzluğunu yenmek için yazdığına şahit oluyoruz ve anne ve babasından ‘aferin oğlum’ almak için yazarak Sait Faik öykü ödülünü aldığı ‘Olduğu Kadar Güzeldik’ öykü kitabını en kısa sürede okuyacağım. Tek kitap okuma şansım olsa Melih Cevdet Anday’ın Raziyesini okurdum diyerek güzel bir tavsiyede de bulunuyor. Bunu da listeye eklememek olmaz. -Bir Sanat Eseri - Marcel DUCHAMP - Oğuz GÜNER Salvador Dali’nin bıyık ve sakalını Mona Lisa’ya çizip sergiletmesi, pisuvarı bir çeşme olarak galeride sergilemesi ve çıplak bir kadına karşı takım elbiseli şekilde satranç oynayıp fotoğrafını çektirmesiyle moderniteye karşı olduğunu gösterir. Marcel Duchamp işte böyle bir insandır. - Yazıldığı Gibi Okuyunuz: Po Polsku! - Yasemin ÖZDEMİR Ülkemizde Lehçe diyince herkesin aklına şive farklılığı geliyor fakat bu Polonya’nın ana dili ve dünyada yaklaşık 50 milyon
Edebiyat
KafkaOkur - Sayı 3 (Ocak-Şubat 2015)KafkaOkur Dergisi · KafkaOkur Dergisi Yayınları · 2015333 okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2026 18. kitabı
Kişot // Salman Rushdie Canım Rushdie; efsunlu her eseri. Cervantes’in zamanın ötesindeki eseri Don Quichotte’a selam çakarak modernist bir bakış açısıyla ele alıp bizlere hazırlamış olduğu eser #kişot Rushdie, eserinde büyülü ve örtülü gerçeklikle roman içinde roman anlatır. Kimlikler kaygan ve değişken; anlatı günümüz dünyasının entropik yapısına eleştiridir. Mahlas kullanarak kendini Sam DuChamp adıyla tanıtan ve casus romanları yazan Birader; kendi hayatındaki boşlukları doldurabilmek için Kişot karakterini (İsmail Smile) yaratır. Kişot’un modern yolculuk hikâyesindeki benzerlik, Cervantes karakteri ile aynı seyreder ve bu benim Rushdie’nin bir saygı duruşudur. Hint kökenli Kişot ve hayali yol arkadaşı Sanço’nun Amerika seyahati çağımızın absürtlüğünü bir güzel eleştirirken varoluşun çözülüşü, aidiyet, inanç, ırkçılık, siyasi çalkantılar ve arafta kalmanın yarattığı sorunlara selam çakmadan da duramaz. Yani; televizyon, telefon, internet, bilgisayarların günümüz gerçekliğini oluşturduğu bir ortamda insan ruhunun çaresizliğini dile getiren bir anlatıdır Kişot; katman katman.
KişotSalman Rushdie · Can Yayınları · 202618 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2025 5. kitabı
Harika bir kitap, harika bir sanatçı Duchamp ! Gerçi sanatçı olarak anılmak istemezdi. Duchamp 1. Dünya Savaşından sonra Dada akımının etkisiyle geleneksel sanat anlayışını reddetmiştir ve Çeşme, Bisiklet Tekerliği gibi hazır nesnelerle yaptığı eserlerle veya L.H.O.O.Q gibi Mona Lisa'ya bıyık çizerek yaptığı eserle geleneksel sanat anlayışına ve sanatçı tanımlarına ironi ve alayla karşılık vermiştir. Radikal bir "tembel eylem" cidir. Yazar Lazzarato Duchamp'ın "tembel eylem"ini Lafargue'ın "Tembellik Hakkı" eseriyle de desteklemiştir. "Amaçlanan çalışma özgürlüğü müdür yoksa çalışarak özgürlüğe kavuşmak mıdır ? " Tembellikle birlikte kimlikleri tahrip etmektedir. " üretici kimiliğini tahrip etmekle kalmaz, cinsel kimlikleri de fesheder. Netice itibariyle bizzat modernliğin antropolojisi- özne ve birey "erkek" "erkeğin" özgürlüğü ve evrenselliği- sorgulanır." Aklıma Zeynep Sayın'ın "Ölüm Terbiyesi" kitabındaki bu cümle geldi, " Hiçbir kusur, mülkiyetçilik kadar kötü değildir ve bu mülke en başta kişinin kendi başı ve kimliği dahildir." Daha önce Marx'ın damadı olan Lafargue'ın " Tembellik Hakkı" kitabını okumuştum. Sanayi ile birlikte makineleşme artıkça insanların çalışma sürelerinin kısalacağı yerde uzuyor olmasına dikkat çekiyordu. Daha çok işçi sınıfının köleleştirilmesi üzerine tembellikle karşı geliyordu. Marcel Duchamp ve İşin Reddi kitabında ise yazar Duchamp'ın sanatçının çalışmasını, sanata yüklenen özgünlük dayatmasını ve sanat piyasa ilişkisini sorguluyor. Sanat ve sanatçı tanımlarına farklı bir bakış getirirken kapitalist toplumun üç sacayağına meydan okuyor: mübadele, mülkiyet, emek. Sanatı estetik bir algılayış olarak değil bir oluş olarak ele alıyor. Çünkü estetik algılayış beğeniler, alışkanlıklar, sabitlenmiş formlar sonucunda oluşmuş olabilir. "
Marcel Duchamp ve İşin ReddiMaurizio Lazzarato · Kolektif Kitap · 201762 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2025 08:36
Kabul edelim, bir sanat müzesi ziyareti ilham verici bir deneyim olabileceği gibi feci sıkıcı bir hal de alabilir. Sırf sanat eseri diye baktığımız her resim ya da heykeli seveceğiz diye bir kaide yok elbette. Ama şu da gerçek: baktığımızın arkasındakini görmemizi sağlayacak bilgiye sahip olmak, o eseri başka türlü görmemize, anlayabilmemize, hatta ondan etkilenmemize sebep olabiliyor. Başka bir deyişle, "barok" ya da "post-modern" gibi tanımlar bizi dost meclislerinde kullanıp havalı-ya da komik- gözükelim diye uydurulmadı: faydalılar. Kitap, Rönesans, Klasik Yunan, Eski Mısır gibi ana sanat dönemlerinin yanı sıra romantizm, minimalizm, sürrealizm ve pop art gibi önde gelen hareketleri önemli temsilcilerinin eserlerinden örneklerle sunan, ideal bir sanat tarihine giriş kitabı. Bu kitap Degas ile Monet ya da Dali ile Duchamp arasındaki farkı ayırt edemeyenleri-yalnız değilsiniz!- tarih öncesinden bugüne yaratıcılık, emek ve isyanla dolu bir yolculuğa çıkarıyor.
Gerçekten Bilmeniz Gereken 50 Sanat FikriSusie Hodge · Domingo Yayınları · 2023394 okunma